|
Derin deniz dipleri, radyoaktif alanlar veya uzay boşluğu gibi
yerler insanların çalışmaları için hep riskli bölgeler olmuştur.
Gelişen elektronik ve bilgisayar teknolojisi, bu gibi yerlerde iş
yapabilen ve robot olarak isimlendirdiğimiz makineleri yapmaya imkan
tanımıştır. Sonuçta robot bilimi de elektronik ve mekanikten ayrılarak
"robotik" adlı ayrı bir bilim dalı olmuştur. Bugün robotlarla uğraşanların
gündeminde yeni bir kavram vardır: "Biyomimetik robotik"
Robot yapımıyla uğraşan bilim adamları ve mühendisler, artık yaptıkları
işe özgü robotlar tasarlamanın pek pratik olmadığını düşünmektedirler.
Bu nedenle işin yapılacağı ortamda yaşayan bir canlıyı ya da o canlının
bir özelliğini taklit eden robotlar yapmayı daha akılcı ve kolay
bulmaktadırlar. Örneğin çölde yapılacak bir keşif için akrebe ya
da karıncaya benzeyen, deniz dibindeki bir araştırma içinse balığa
ya da ıstakoza benzeyen bir robot yapmak gibi... İşte "biyomimetik
robotik"in ilgi alanına böyle robotlar girmektedir. "Neurotechnology
for Biomimetic Robots" (Biyomimetik Robotlar İçin Sinir Teknolojisi)
isimli kitapta konuyla ilgili şu bilgilere yer verilmiştir:
Biyomimetik robotlar hızlı, daha ucuz ve gerçek dünya koşulları
ile baş edebildikleri için geleneksel robotlardan farklıdır. Bu
robotların mühendisliği, dayandıkları biyolojik sistemlerin biyomekanik
ve fizyolojik seviyelerde anlaşılmasından kaynaklanır.
… Nihai hedef, insan operatörlere ihtiyaç duymadan, sadece duyumsal
etkileşime dayanarak çevresiyle ilişkiye girebilen ve yönünü bulabilen
bağımsız bir robot geliştirebilmektir.130
Bilim adamlarını doğadaki canlıları taklit etmeye iten şey, kusursuz
vücut tasarımlarıdır. "Karlsruhe eli" olarak bilinen robot elini
yapan Hans J. Schneebeli bu konuda şunları söyler:
Robot eller üzerinde ne kadar çok çalışırsam insanların sahip oldukları
ellere de o kadar çok hayran oluyorum. İnsan elinin yaptığı işin
bir kısmına bile ulaşabilmemiz için daha çok zamanın geçmesi gerekir.131
Bazen bir canlının tek bir özelliğini bile taklit etmek için bilgisayar,
mekanik, elektronik, matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi bilim
dallarının önde gelen isimlerinin biraraya gelmesi gerekmektedir.
Hal böyle iken evrimci düşünce, bugün hala son derece karmaşık bir
düzene sahip canlıların bir planlama olmaksızın kendi kendine olaşabileceğini
iddia edebilmektedir.
ROBOTİK BİLİMİ DENGE SORUNUNU YENMEK İÇİN YILANLARI
TAKLİT EDİYOR
Robot bilimi ile uğraşanların en sık karşılaştıkları sorunlardan
biri de dengedir. En son teknoloji ürünü donanıma sahip olarak yapılan
robotlar bile yürürken dengelerini kaybedebilmektedir. 3 yaşındaki
bir bebeğin çok rahatlıkla yapabildiği "dengeyi yeniden kurma" özelliğinden
yoksun olan robotlar bu durumda işlevsiz kalmaktadır. Nitekim NASA'nın
Mars görevi için hazırladığı bir robot, bu sorun yüzünden hiç kullanılamamıştır.
Robotik uzmanları bunun üzerine, denge sağlayıcı bir düzenek kurmak
yerine dengesi hiç bozulmayan bir canlıyı, yılanları taklit ederek
soruna çözüm bulmaya çalışmışlardır.
Yılanların vücutları diğer hayvanların yapamayacağı şekilde, deliklere
ve çatlaklara girebilecek şekilde yaratılmıştır. Omurgalılar gibi
sert iskeletleri ve uzuvları yoktur. Gövdelerinin çapını büyütüp
küçültebilirler. Dallara sarılabilir ve kayaların üstünden geçebilirler.
Yılanların bu özellikleri NASA Araştırma Merkezi tarafından geliştirilen
ve "snakebot" adı verilen bir insansız uzay aracına ilham kaynağı
olmuştur. Tasarlanan bu yılan robotta, robotun hiçbir engele takılmadan
devamlı denge halinde ilerlemesi hedeflenmiştir.132
İÇ KULAKTAKİ DENGE ROBOTİK UZMANLARINI HAYRETE DÜŞÜRÜYOR
Tüm bedenimizi her saniye sürekli olarak kontrol eden ve ip üstünde
yürüyen bir cambazın ihtiyaç duyduğu hassaslıkta ayarlar yapabilen
denge sistemimizin önemli bir parçası iç kulakta yer alır.
İç kulaktaki bu denge merkezine "labirent"
adı verilir. Labirent, her biri yarım daire şeklindeki üç küçük
kemikten oluşur. Bu kemiklerin içleri bir tüp gibi boştur. Yarımdairelerin
çapları 6,5 milimetre, içlerindeki boşluğun, yani kesitlerinin çapı
ise 0,4 milimetre boyutundadır. Her üç yarım daire de çok özel açılarla
birbirlerine bağlanırlar. Bu açılar incelendiğinde, her yarımdairenin
üç boyutlu geometrinin temeli olan x, y ve z koordinatlarına karşılık
geldiği ortaya çıkmıştır.
|
|
|
Denge, insan bedenindeki en karmaşık sistemler
tarafından sağlanan olağanüstü bir kavramdır. İnsanın dengesi,
bir masanın ya da sandalyenin dengede durmasına benzemez.
Çünkü insan vücudu sürekli bir hareket halindedir. Bu yüzden
vücudun ağırlık merkezi sürekli olarak yeniden hesaplanır
ve kaslara bu hesaba uygun emirler verilir.
|
Labirentte bulunan bu üç yarımdairenin her birinin içinde, özel
bir sıvı yer alır. Bu sıvının içinde gezindiği yüzeyde de tüycüklü
hücreler vardır. Biz başımızı sağa sola çevirdiğimizde, yürüdüğümüzde
ya da herhangi bir hareket yaptığımızda, bu yarımdairelerin içindeki
sıvı hareket eder ve tüycükleri titreştirir. Tüycüklerdeki bu titreşim,
aynı salyangozda olduğu gibi tüycüklerin bağlı olduğu hücrelerin
iyon dengesini değiştirir ve elektrik sinyali üretir.
İç kulaktaki labirentte üretilen bu elektrik sinyalleri, labirentten
çıkan sinirler aracılığıyla beynimizin arka tarafındaki "beyincik"
adlı organa iletilir. Labirentten beyinciğe mesaj taşıyan sinirler
incelendiğinde, bunların içinde 20 bin ayrı küçük sinir lifi olduğu
saptanmıştır.
Beyincik, iç kulaktaki labirentten gelen bu bilgileri her an yorumlar.
Ancak dengeyi sağlamak için başka bilgilere de ihtiyaç vardır. Bu
nedenle beyincik, gözlerden ve vücudun dört bir yanındaki kaslardan
da devamlı olarak bilgi alır. Tüm bu bilgileri müthiş bir hızla
analiz eder ve vücudun yerçekimine göre konumunu hesaplar. Bundan
sonra ise, bu hesaplamaya dayanarak, kasların nasıl bir hareket
yapmaları gerektiğini belirler. Ortaya çıkan sonuç, kaslara yine
sinirler aracılığıyla emir olarak bildirilir.
Bu olağanüstü işlemler, saniyenin yüzde biri kadar bile sürmeyen
bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Biz de, içimizde gerçekleşen
bu mucizenin hiç farkında olmadan rahatlıkla yürür, koşar, en zor
sporları yaparız. Oysa bu işlerin tek bir anı için vücudumuzda gerçekleştirilen
hesaplamaları kağıda döksek, binlerce sayfa formül yazmamız gerekecektir.
Denge sistemi, içiçe geçmiş birçok karmaşık mekanizmanın uyum içinde
çalışmasıyla işlev gören kusursuz bir sistemdir. Modern bilim ve
teknoloji ise, bu sistemi taklit etmek bir yana, çalışma prensiplerini
dahi ayrıntılarıyla çözmeyi başaramamıştır.
Elbette böylesine karmaşık bir tasarımın evrim teorisinin iddia
ettiği gibi rastlantılarla ortaya çıkması mümkün değildir. Her tasarım,
kendisini var eden bilinçli bir tasarımcının varlığını gösterir.
Denge sistemindeki üstün tasarım ise, bu sistemi kusursuzca yaratmış
olan yüce Allah'ın varlığının ve sonsuz kudretinin delillerindendir.
Bu gerçek karşısında insana düşen ise, kendisine böyle bir organı
vermiş olan Allah'a şükredici olmaktır.
ÇÖLÜN ZORLU ŞARTLARINA KARŞI KOYABİLEN ROBOT AKREP
ABD'de faaliyet gösteren DARPA adlı kuruluşun üzerinde çalıştığı
projelerden biri de robot akreptir. Projede akrep modelinin seçilmesinin
nedeni, robotun çölde görev yapacak olmasıdır. Akrep, yaratılışı
itibariyle son derece zorlu şartlara sahip çöllerde bile yaşayabilir.
Akrebin seçilmesinin bir diğer nedeni de toprakta kolaylıkla ilerleyebilmesine
rağmen reflekslerinin memelilerinkinden daha basit ve taklit edilebilir
olmasıdır.133
Araştırmacılar robotu geliştirmeden önce gerçek akrepleri gözlemlemek
için uzun zaman harcamışlardır. Akrebin tüm eklemleri işaretlenmiş
ve yürüyüşü iki kamera ile kayda alınmıştır.134
Daha sonra bu akrebin yürüş esnasında bacakları arasındaki organizasyon
ve koordinasyon çıkarılarak model akrebe uyarlanmıştır.
Akrep projesinde robotun görevi sadece çölde 40 kilometre ötede
bulunan bir hedefe girmek ve geri dönmektir. Ancak robotun bu görevi
hiçbir yönlendirme almadan kendi kendine yapması hedeflenmiştir.135
Boston North Eastern Üniversitesi'nden Frank Kirchner ve Alan Rudolph
tarafından tasarlanan 50 santimetrelik akrebin karmaşık sorunları
çözme yeteneği yoktur. Robot akrep bir sorunla karşılaştığında sadece
refleksleriyle hareket etmektedir. Bu, onu durduracak herhangi bir
şeyin mesela bir kayaya takılmanın üstesinden gelmesine olanak sağlamaktadır.
Robotun önünde iki tane ultrasonik algılayıcı vardır. Eğer boyunun
yarısından yüksek bir engelle karşılaşırsa etrafını dolaşmaya çalışacaktır.
Eğer sol taraftaki dedektör bir engel teşhis ederse otomatik olarak
sağa yönelecektir. Bu robottan belirli bir bölgeye gidip, kuyruğundaki
kamera ile üsse resim göndermesi de istenebilmektedir.
ABD ordusu akrebin Arizona'daki denemelerinden çok etkilenmiştir.
Robotun yolunu bulma yeteneğinin özellikle şehirler gibi, engellerle
dolu olan savaş alanlarında faydalı olması umulmaktadır.136
ROBO-LOBSTER, SUDAKİ AKINTILARI ISTAKOZUN İSTEDİĞİ
GİBİ BELİRLEYECEK
Istakozlar dalgalı ve bulanık sularda, taşlı, kumlu veya yosunlu
yüzeylerde bile rahatlıkla hareket edebilirler. Böyle zorlu ortamlarda
tam donanımlı dalgıçlar bile ilerlemekte zorlanırlar. Şimdiye kadar
deniz dibinde kullanılmak üzere yapılan hiçbir robot böyle bir yerde
başarılı olamamıştır.
Northeastern Üniversitesi (Boston MA) Deniz Bilimleri Bölüm Yöneticisi
Joseph Ayers, ıstakozu taklit eden bir robot geliştirme projesine
liderlik yapmaktadır. Ayers projenin amacını şöyle açıklıyor:
Teknik hedefimiz, hedef ortamdaki hayvan sisteminin performans
avantajlarını yakalamaktır. 137
Robotun, madenlerin bulunması ve açılan madenlerde çalışması düşünülüyor.
Ayers bu işler için yine ıstakozun ne kadar uygun olduğunu ise şöyle
dile getiriyor:
Robotun su altı madenlerini ararken yapacaklarının, bir istakozun
yemek ararken yaptığı davranışlara uymasını bekliyoruz.138
Istakozların hızlı hareket eden suda yuvarlanıp kaymalarını engelleyecek
bir yapısı vardır. Hayvan en zor şartlarda bile istediği yönde hareket
edebilir ve düzgün olmayan yüzeylerde ilerleyebilir. Aynı şekilde
robot da durmak ya da yerinde sabit kalmak için kuyruğunu ve pençelerini
kullanacaktır.
Robottaki mikro elektromekanik algılayıcılar (MEMS) ıstakozun dünyayı
algılayışını taklit etmektedir. Robot, hareketlerini su içindeki
akımlara ve dalgalanmalara göre ayarlayabilecek yapıdadır. Bunun
için ıstakoz robota özel su akımı algılayıcıları ve antenler takılmıştır.
Gerçek bir ıstakoz, akıntının yönünü tüylü organları ile belirler.
Robot ıstakozda ise aynı işi elektromekanik algılayıcıların yapması
planlanmıştır.139
ISTAKOZUN KOKU ALMAK İÇİN KULLANDIĞI TEKNİK
Suda yaşayan ıstakoz ve yengeç gibi canlılar, uygun bir eş veya
besin bulmak ya da avcılardan kaçmak için koku alma duyularını kullanırlar.
California, Berkeley ve Stanford Üniversiteleri'nden araştırmacıların
katıldığı bir çalışma, ıstakozların etraflarındaki dünyayı nasıl
kokladıklarını ortaya çıkarmıştır.
Istakozlar çok hassas bir koku alma duyusuna sahiptirler. Bu duyu,
koku sensörleri geliştirmeye çalışan robot mühendislerinin önünde
yeni ufuklar açacak özellikler taşımaktadır. California, Berkeley
Üniversitesi'nde Biyoloji Profesörü ve College of Letters & Science
adlı derginin başyazarı olan Mimi A. R. Koehl bu konuyla ilgili
olarak şunları söylemektedir:
|
|
|
Soldaki resimde istakoz, sağdaki resimde
istakozun antenindeki tüylü doku görülmektedir.
|
Eğer dalgıçları göndermek istemediğiniz zehirli bölgelere yollayacak
insansız taşıtlar ya da robotlar yapmak istiyor ve bunların kokuya
göre yer belirlemesini istiyorsanız, bunlar için burun veya koku
alan antenler tasarlamalısınız. 140
Istakozlar ve diğer deniz kabukluları, antenlerini koku kaynağına
hafifçe vurarak koku alırlar. Bundaki amaç, antenlerinin ucunda
bulunan ve kimyasal yollardan algılama yapabilen tüyleri koku molekülleriyle
temas ettirmektir. Karaib Denizi'nde yaşayan Panulirus argus adlı
ıstakozun antenlerinin boyu 30 cm'yi bulur. Uçlarında yarık bulunan
antenin dış tarafı tüylü bir fırça görünümündedir. Burası kokulara
karşı oldukça duyarlıdır.
California, Berkeley Üniversitesi'ndeki Mimi A. R. Koehl liderliğinde
bir grup araştırmacı antenlerini vuran mekanik bir ıstakoz yapmışlardır.
Rasta Lobsta adı verilen robot ile yapılan deneme ve gözlemlerle,
ıstakozların koku almak için kullandıkları tekniğin detayları araştırılmıştır.
Istakoz antenini, koklamak istediği şeyin üzerine hızla vurmakta
fakat geri çekerken daha yavaş davranmaktadır. Böylece koku bulaşmış
olan su, tüylerin arasında hareket etmeyerek daha uzun kalmaktadır.
Istakozun kokuyu algılayabilmesi için ideal bir anten vuruş ve
geri çekiş hızı vardır. Yapılan deneyler, antenin farklı bir hızda
hareket ettirilmesi halinde suyun duyarlı tüyler arasında akmayacağını
ve hayvanın koku alma duyarlılığının azalacağını göstermiştir. Bunun
anlamı şudur: Istakoz çok küçük bir yerdeki en ufak koku farklılıklarını
bile tüyleri vasıtasıyla yakalayabilmektedir. Bunun için de antenini
özel bir teknikle kullanmaktadır.141
YENİ MEKANİK SİSTEMLERİN ÖNCÜSÜ: SOLUCANLARIN KAS
YAPISI
Solucan derisi son derece etkileyici bir tasarıma
sahiptir. Hayvanın silindir biçimindeki vücudunu kaplayan derisi,
çapraz sarmallar biçiminde kuşatılmış liflerden oluşur. Vücut duvarındaki
kasların kasılması, derideki kısa ve kalın olan liflerin uzun ve
ince bir şekle girerek hayvanın vücudundaki iç basıncın artmasına,
böylece biçim değiştirmesine sebep olur. İşte solucanların hareket
etmesini sağlayan mekanizmanın temeli de budur.
Şu an bu benzersiz mekanik sistem, Reading Üniversitesi Biyomimetik
Merkezi'nde yeni projelere ilham kaynağı olmaktadır: Söz konusu
projelerden birinde çok sayıda silindirik yapı solucandaki gibi
yerleştirilmiştir. Bu arada silindirlerin içinin su emebilecek polimer
bir jelle doldurulması planlanmıştır. Su kullanarak jelin şişmesi
ve kasılması sağlanacaktır. Böylece kimyasal enerji yalnızca gereken
yerde mekanik enerjiye dönüşecek ve meydana gelen basınç tamamen
güvenli bir şekilde sarmal biçimli bir torbada hapsedilecektir.
Jeldeki şişme ve kasılmanın bu şekilde kontrol altına alınmasıyla
oluşturulan sistemin yapay bir kas olarak etkili biçimde çalışacağına
inanılmaktadır.142
Doğada
basınçla hacim büyültüp küçülterek şekil değiştirme sıkça
kullanılır. Solucan, ahtapot, deniz yıldızı ve anemonlar bu
konuda verilebilecek en iyi örneklerdir. Oysa teknolojik aletlerde
şekil değiştirme pek rastlanılır bir şey değildir. Var olan
sayılı örnekte bu iş için hidrolik basınç kullanılır. Hidrolik
basınç ağır nesneleri, mesela asansörleri kaldırmak için ince
boruların içinde uygulanır. Hidrolik adı verilen sıvı, asansörü
yukarı itmek için silindire pompalanır. Asansörü aşağı çekmek
için de geri boşaltılır. Deniz yıldızları da hareket etmek
için hidrolik basıncı kullanırlar. Hayvan, kolları içinde
uzunlamasına yer alan tüp biçimli ayaklara sahiptir. Bunlar
sıvıyla dolu olan bir iç boru sistemine bağlıdır. Kaslar boruları
sıkıştırdığında oluşan hidrolik basınç, sıvıyı ayaklara gönderir.
Deniz yıldızı kaslarını kullanarak hidrolik kuvvetin vücudunda
bir dalga hareketi oluşturmasını sağlar. İşte bu dalga hareketi
sonucu ayaklar bir ileri bir geri uzanarak deniz yıldızının
ilerlemesine olanak tanır.
|
İnsanların örnek aldıkları her canlı, onların sahip oldukları her
sistem iman eden insanlar için Allah'ın birer ayeti (delili)dir.
Bu gerçek Casiye Suresi'nde şöyle bildirilmiştir:
Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda
kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi,
4)
GEKO KERTENKELESİNİN AYAKLARI TEKNOLOJİYE UFUK AÇIYOR
Geko adlı kertenkeleler duvarları hızla tırmanarak tavana yapışabilir
ve burada rahatlıkla yürüyebilirler. Uzun yıllardır yürütülen çalışmalar
sonucunda hayvanın bu becerisinin hangi üstün tasarımdan kaynaklandığı
bulunmuştur. Şimdiye kadar hayali film kahramanı
"örümcek adam" gibi dikey yüzeylere hızla tırmanmayı sağlayacak
bir yeteneğin ne şekilde mümkün olabileceği bilinmiyordu. Ancak
gekonun tek bir adımı özellikle robot tasarımcıları için çok büyük
gelişmelere yol açmıştır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
- Kaliforniyalı araştırmacılar kertenkelenin yapışkanlı parmaklarının
hem kuru hem de kendi kendini temizleyen yeni bir sentetik yapıştırıcının
geliştirilmesine yardımcı olacağını düşünmektedirler.143
- Gekolar ayaklarıyla sürtünme kuvvetinden 600 kat daha büyük bir
yapışkan güç üretirler. Bu tarz bir yapışma tekniğine sahip, geko
benzeri ayaklarla yapılacak robotlar, duvarlarda yürüyerek yanan
bir binadaki mahsur kalmış kişileri kurtarma için kullanılabilir.
Daha küçük araçların kullanıldığı tıbbi uygulamalarda ve bilgisayar
mühendisliğinde ise kuru bir yapışkan olarak büyük faydalar sağlayabilir.144
- Bacaklarıyla bir yüzeye dokunduklarında otomatik olarak tepki
veren yaylar gibi hareket ederler. Bu da beyni olmayan robotlar
için oldukça iyi bir metottur. Gekonun ayakları defalarca kullanımda
bozulmaz; kendi kendini temizler ve vakumlu ortamlarda ve su altında
da çalışır.145
- Nano-ameliyatlar sırasında kaygan vücut parçalarını birarada
tutmaya yarayabilir.146
- Araba lastiklerinin yolu daha iyi kavraması sağlanabilir.147
- Teknelerin, köprülerin, iskelelerin çatlaklarının onarılmasında,
uydular için düzenli bakımın sağlanmasında kullanılabilir.148
Geko ile yapılacak robotların yerleri, camları, tavanları, dik
zeminleri temizlemesi mümkün olabilir. Ayrıca sadece dik yüzeylerin
tırmanılması değil, karşılaşılan engellerden de etkilenme olmayacaktır.149

130 http://mitpress. mit. edu/catalog/item/default.
asp?sid=059CE164-6183-4410-8320-D5828734B95A&ttype=2&tid=8812
131 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız: Harun
Yahya, Düşünen insanlar için, Vural Yayıncılık, Aralık 2000, 4.
baskı ss. 71-74. 
132 http://www. howstuffworks. com/snakebot. htm
133 http://www. newscientist. com/news/news. jsp?id=ns9999637
134 http://ais. gmd. de/BAR/SCORPION/biology.
htm
135 http://ais. gmd. de/BAR/SCORPION/
136 http://www. newscientist. com/news/news. jsp?id=ns9999637
137 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
138 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
139 http://www. spie. org/web/oer/september/sep00/cover1.
html
140 http://www.berkeley.edu/news/media/releases/2001/11/30_lobst.html
141 http://www.berkeley.edu/news/media/releases/2001/11/30_lobst.html
142 http://www. rdg. ac. uk/Biomim/projects. htm
143http://news. bbc. co. uk/low/english/sci/tech/newsid_781000/781611.
stm; BBC News Online, 7 June, 2000
144 http://www. worldwealth. net/samplemag/ArticleGeckoPrint.
html; World Wealth International, February 2001, Vol 1, Issue No.1
145 http://www. discover. com/sept_00/featGecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21, No.9
146 http://www. discover. com/sept_00/featGecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21, No.9
147 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21, No.9
148 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21, No.9
149 http://www. discover. com/sept_00/featgecko.
html; Fenella Saunders, Discover, September 2000, vol.21, No.9

BİYOMİMETİK
NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET
MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ TEKNOLOJİ

Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
www.harunyahya.org
|