|
Hayvanların her biri, insanları hayrete düşüren birçok yaratılış
özelliklerine sahiptir. Kimileri suda hareket etmelerini sağlayan
en ideal şekle (hidrodinamik) sahipken, kimileri de bizim için oldukça
yabancı olan duyuları kullanır. Bunların birçoğu insanların ilk
defa karşılaştıkları, daha doğrusu yeni farkına vardıkları şeylerdir.
Biyomimikri bilimi sayesinde keşfettiğimiz bu olağanüstü yapıların
taklit edilmesiyle ortaya çıkan ürünlerin, ileriki yıllarda yaşantımızda
çok daha sık kullanılacağına hiç şüphe yoktur.
KÖPEK BALIĞI DERİSİNDEN ÖRNEK ALINARAK HAZIRLANAN
MAYOLAR VE SUYUN YÜZEY DİRENCİ
1/100
saniyenin altın madalyayı belirlediği olimpiyat yarışmalarında,
yarışmacılar açısından suyun vücutlarının üzerinde oluşturduğu sürtünme
direnci oldukça önemlidir. Bu nedenle birçok yüzücü, sürtünme direncini
en aza indirecek yeni mayoları tercih etmektedir. Bu mayolar yüzücüde
olabildiğince geniş bir yüzeyi kaplar ve vücuda sımsıkı yapışır.
Mayonun kumaşı, dikey reçine şeritleri üstüne köpek balığı derisinin
özelliklerini taşıyan bir dokumadan ibarettir.
Köpek balıkları üzerinde taramalı elektron mikroskobuyla yapılan
incelemelerde, balığın derisinin şeritler içerdiği görülmüştür.
Şeritler, dikey su girdapları veya su spiralleri oluşturarak suyu
balığın vücuduna daha çok yapıştırır ve suyun yüzmeye karşı direncini
azaltır. Şeritlerin bu etkisi "Ribblet etkisi" olarak bilinir ve
bu konu ile ilgili NASA'nın Langley Araştırma Merkezi'nde Ribblet
deri araştırmaları yapılmaktadır. Son on yıldır da bu etki mayolar
üzerinde uygulanmaktadır.
Yeni lifler ve yeni dokuma teknikleri ile yapılan mayolar, yüzücünün
vücudunu sararak suya en az direnç gösterecek şekilde üretilmektedir.
Nitekim yapılan araştırmalar bu mayoların diğer mayo tiplerine oranla
sürtünme direncini %8 azalttığını göstermiştir.95
AMERİKA, SAVUNMASINDA ENGEREKLERİ ÖRNEK ALIYOR
Pit denen çukur organlara sahip olan, aynı zamanda "Pit Viper"
olarak isimlendirilen yılanlar "engerek yılanları" olarak bilinir.
Texas Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği bölümünde
profesör olan Dr. John Pearce, pit engerekleri olarak bilinen "Crotaline"ları
incelemiştir.
Yapılan araştırmalarda bu yılanların gözlerinin önünde bulunan
ve fazla sayıda sinir barındıran küçük çukurların, sıcakkanlı avların
yerlerinin tespit edilmesinde kullanıldıkları ortaya çıkmıştır.
Pit denilen bu çukur organlar son derece kompleks bir ısı-algılayıcı
sistem içerir. Bu sistem öylesine hassastır ki, metrelerce uzaktaki
bir fareyi, zifiri karanlıkta bile algılayabilir.96
Araştırmacılar engereğin tespit ve imha mekanizmasının sırlarını
çözdüklerinde, yılanın uyguladığı yöntemlerin ülkenin düşman füzelerden
korunmasında çok daha geniş ölçüde uygulanabileceğini ifade etmektedirler.
Bununla birlikte tehlikeli görevlerde uçuş yapan pilotların da düşman
silahlarından kaçmalarına yardımcı olabilecek sistemler geliştirilebilecektir.
Dr. John Pearce, "Hava Kuvvetleri biyolojik sistemi taklit ederek,
daha iyi bir füze dedektörü yapabilecek mi?" sorusunu gündeme getiriyor.97
Ayrıca bu amaçla yürüttüğü çalışmalarda yılanın
hassasiyetine yetişmekte oldukça zorlandığını da şöyle anlatıyor:
Biz, esasen yılanın organının hassasiyetini örnek alıyoruz. Sinir
uyarılarını ölçebilirsiniz, fakat sorun bu uyarıların ne anlama
geldiğidir. Bunu bize söylemesi için sayısal bir model kullanıyoruz:
Organa çarpan kızıl ötesi ne kadar fazlaysa, o kadar çok sinir uyarısı
olmaktadır.98
Yılanın pit organında, kan damarları ve sinir düğümleri bakımından
zengin olan çok ince bir zar vardır. Bilim adamlarının inceleme
yapabilmesi için bu zarın yaydığı sinyallerin durulduğu bir zamanı
yakalamaları gerekmektedir. Ama bu zar öylesine hassastır ve tepkilerindeki
çeşitlilik de o kadar kısa sürelidir ki, sinyalleri yakalayıp bunlar
üzerinde bir çalışma yapmak oldukça zordur. Pit organının işleyişini
anlamak için hassas ölçümler ve mikro-grafik resimler üzerinde çalışmak
gerekmektedir.
Bu örnekte de görüldüğü gibi, doğadaki canlılar çok üstün bir akıl
ve teknoloji sergilemektedirler. Doğadaki tasarımlardan örnek alan
araştırmacılar da, bu sayede uzun yıllarını alabilecek projeler
için benzersiz modeller elde etmekte ve kısa zamanda sonuca ulaşmaktadırlar.
BUKALEMUNLAR VE RENGİ İSTEĞE GÖRE DEĞİŞEN ELBİSELER
Bukalemunların bulundukları ortama göre renk değiştirebilmeleri
son derece şaşırtıcı ve en az o kadar da estetik bir olaydır. Bukalemun
öylesine üstün bir kamuflaj yeteneğine sahiptir ki, bu işi yapmaktaki
çabukluğu ile insanı hayrete düşürür.
Bukalemun, derisinin altındaki kırmızı ve sarı renk taşıyıcılarını,
mavi ve beyaz yansıtıcı tabakayı ve en önemlisi de rengini koyulaştıran
"kramotofor" hücrelerini büyük bir ustalıkla kullanabilir.99
|

|
|
Aslında renk değiştirebilen elbiselerin
teknolojisi ile bukalemunun renk değiştirme özelliği benzer
gibi gözükse de ikisi birbirinden oldukça farklıdır. Çünkü
bu teknoloji renk değişim özelliği taşısa da bukalemun gibi
kamuflaj özelliğine sahip değildir. Bukalemun hiçbir zahmete
katlanmadan en kısa zamanda bulunduğu ortama uyum sağlarken
renk değiştirme teknolojisinde böyle bir özellik yoktur.
|
Örneğin bir bukalemunu sapsarı bir ortama koyduğunuzda vücudunun
renginin de hızla sarı renge dönüştüğünü görürsünüz. Üstelik bukalemun
sadece tek bir renge değil alacalı renklere de tam bir uyum gösterebilir.
Bunu başarabilmesinin sırrı ise bu usta kamuflajcının derisinin
altındaki renk hücrelerinin boyutça büyümeleri ve hızla yer değiştirerek
bulundukları yere uyum göstermeleridir.
ABD'de MIT laboratuvarlarında bukalemunlardaki gibi renk değiştirme
özelliğine sahip elbise, ayakkabı ve çantalar yapmayı amaçlayan
bir çalışma yürütülmektedir. Üzerinde çalışılan bu teknoloji, özel
bir silikon malzemenin küçük bir elektron yüklemesi ile istenen
renge dönüşmesini sağlar. Böylece, kumaş ve benzeri materyalden
üretilen her türlü giyim eşyası ve aksesuarın birkaç saniyede renk
ve desen değiştirmesi mümkün olur. Bu iş için küçük bir elektronik
cihazın kullanılması gerekmektedir.
Pille çalışan bu cihaza, üzerinde bulunan bir klavyeden kullanılmak
istenen rengin kodunun girilmesi yeterlidir. Ne var ki bu teknoloji
bugün için oldukça pahalıdır. Örneğin bir erkek ceketinin maliyeti
10 bin doları bulmaktadır.100
Biri size gelip bir ceket gösterse ve dese ki: "Bu ceketin renk
değiştirme özelliği var. Ama ne ceketi ne de renk değiştirme özelliğini
hazırlayan biri söz konusu değil. Hepsi kendiliğinden oldu."
Ne düşünürdünüz? Muhtemelen bunu söyleyen kişinin "deli" ya da
"son derece cahil" olduğunu düşünürdünüz. Çünkü ceketi diken bir
terzinin ve renk değiştirme özelliğini hazırlayan bilim adamlarının
var olduğu çok açıktır.
Peki, bukalemun son derece mükemmel olan bu değişimi nasıl gerçekleştirmektedir?
Bütün bu işlemleri kendisi yapıyor, değişimi sağlayan sistemleri
kendisi tasarlayıp, vücuduna yerleştiriyor olabilir mi? Elbette
ki bütün bunları bukalemunun kendi iradesiyle yaptığını iddia etmek
akıl dışı olacaktır. Bir insanın bile böyle bir değişimi gerçekleştirmesi
mümkün değilken, bir sürüngenin kendi bedeninin görünümünü belirlemesi,
hatta görünümünü değiştirecek bir sistemi vücudunun içine yerleştirmesi
kesinlikle mümkün değildir. Böyle üstün bir yeteneğin tesadüfen
oluştuğunu iddia etmek de aynı şekilde tamamen tutarsız ve anlamsız
bir iddiadır.
Doğadaki hiçbir mekanizma böyle kusursuz bir yeteneği oluşturma
ve ihtiyacı olan canlıya verme gücüne sahip değildir. Çünkü bu canlının
vücudundaki hücrelere, atomlara hakim olan ve bunlar üzerinde dilediği
ayarlamayı yapan bir üstün bir güç vardır. Bukalemunları Allah yaratmıştır.
Allah, yaratma sanatındaki benzersizliği bize bu gibi örneklerle
göstermektedir. Allah üstün ve güçlü olandır. Kuran'da bildirildiği
gibi;
Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih
etmiştir. O, üstün ve güçlü (aziz) olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, herşeye
güç yetirendir. (Hadid Suresi, 1-2)
515 MİLYON YAŞINDAKİ OPTİK TASARIM
ABD'nin ünlü bilim dergilerinden New Scientist'te yayınlanan bir
makalede, bir bilim adamının bir müzeyi ziyareti sırasında, 515
milyon yıldır bir kehribar içinde korunarak günümüze kadar gelmiş
bir sinek fosilini inceleme fırsatı bulduğundan bahsedilmektedir.
Bu bilim adamı, sineğin gözlerindeki bal peteğine benzer yapıları
ve bu yapılar sayesinde, özellikle eğik gelen açılardaki ışığı çok
daha iyi algıladıklarını fark etmiştir. Nitekim daha sonraları yapılan
araştırmalarda bu hipotez doğrulanmıştır.
Bilim adamları bugün bu bulgular sayesinde, uydularda enerji sağlamak
için kullanılan güneş panellerinden çok daha fazla verim elde etme
imkanı sağlamışlardır. Çünkü güneş panellerinde en çok verim, paneller
ısı ve ışık dalgalarını hiç yansıtmadığında alınabilmektedir. Sineğin
korneasını inceleyen bilim adamları yeni bir anti-reflektör maddenin
varlığını da keşfetmişlerdir. Işığın yansımasını engelleyen bu madde,
güneş panelleri için çok uygun yapıya sahiptir ve üstelik bu panelleri
sürekli olarak güneşe doğru çevirmeye yarayan pahalı ekipmanların
da gerekliliğini ortadan kaldırmıştır.101
Uzay teknolojisi bu tasarımı daha yeni keşfedip kopyalarken, sinek
bu özelliğe milyonlarca yıldır sahiptir. Çok keskin, renkli görmeyi
sağlayan bu benzersiz tasarım, sineğin ne derece üstün bir yaratılış
örneği olduğunu gösterir. Fakat bu örnekler sadece, aklını kullanabilen
ve yaratılan her varlığın Allah'ın kontrolünde olduğunu anlayabilen
yani iman eden insanlar için anlaşılırdır.
Bir ayette buna benzer örneklerin inkar edenler için hiçbir şey
ifade etmediği şöyle açıklanır:
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün
olanı da, örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz
bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler
ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. Bununla birçoğunu
saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını
saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)
TAM TEŞEKKÜLLÜ BİR SU TOPLAMA ÜNİTESİ: STENOCARA
BÖCEĞİ
Canlı türlerinin nadir olarak bulunduğu çöl ortamında da insanı
hayrete düşüren tasarımlara sahip canlılar bulunmaktadır. Bunlardan
birisi de Stenocara böceğidir. Nature dergisinin 1 Kasım 2001 tarihininde
yayınlamış olduğu bir haberde, Namib çölünde yaşayan bu böceğin
yaşamını sürdürmesinde hayati önemi olan suyu nasıl topladığı konu
edilmiştir.
Stenocara
böceğinin su toplama sistemi, esas olarak sırtının özel tasarımına
dayanır. Bu böceğin sırtı yer yer küçük tepeciklerden oluşan bir
yüzeye sahiptir. Bu tepeciklerin aralarındaki boşlukların yüzeyi
bir tür balmumu ile kaplı olduğu halde tepeciklerin zirvelerinde
balmumu yoktur. Bu durum, böceğin suyu daha etkin bir şekilde toplayabilmesine
olanak sağlar.
Böcek, çöl ortamında havada çok seyrek olarak bulunan nemi rüzgarlardan
ayrıştırarak içer. Burada herkesin dikkatini çeken konu, Stenocara
böceğinin havada uçuşan su zerreciklerini nasıl ayırdığı ve bu işlemi
çöl ortamında nasıl gerçekleştirdiğidir. Çünkü su damlacıkları çöldeki
yüksek ısı ve rüzgarlar sayesinde çok çabuk buharlaşır. Ağırlığı
neredeyse sıfır olan bu zerrecikler, çöl rüzgarlarının etkisiyle
yere paralel biçimde uçuşur. Böcek bunu bilirmişçesine hareket eder
ve rüzgara karşı eğimli bir şekilde pozisyon alır ve sırtındaki
özel tasarım sayesinde havadaki su zerrecikleri sırtının tepesinde
birikip böceğin ağız kısmına doğru yuvarlanır.102
Nature dergisinde Stenocara böceğindeki üstün tasarım için şu yorum
yapılmıştır:
Biyomimetik dalı için potansiyel oluşturmasına rağmen, damlacıkları
havadan ayıran ve büyük damlalar haline getiren bu mekanizma hala
anlaşılmış değildir.103
Bu böceğin sırtının yapısı elektron mikroskobu altında incelenmiş
ve bilim adamları böceklerdeki bu yapıların su soğutucularına, su
motorlarına ve bina kaplamalarına mükemmel bir model oluşturacağını
belirtmişlerdir. Bu türden kompleks tasarımlar kendiliğinden veya
doğa olayları sonucu ortaya çıkamazlar. Böylesine olağanüstü tasarıma
sahip sistemi küçücük bir böceğin tasarlamış olması mümkün değildir.
Yalnızca bu böcek bile bize, yüce Yaratıcımızın varlığını yani herşeyi
Rabbimizin tasarladığını göstermek için yeterli bir delildir.
%100
VERİMLE IŞIK ÜRETEN ATEŞ BÖCEKLERİ
Ateş böcekleri karın kısımlarında yeşil-sarı ışık üretir. Ateş
böceklerinde ışık üreten hücreler, oksijen ve "lusiferaz" adlı bir
kimyasalla reaksiyona giren "lusiferin" adlı bir kimyasal içerir.
Böcek, hücrelerine nefes alma tüpleriyle sağladığı hava miktarını
ayarlayarak ışığının yanıp sönmesini kontrol eder. Normal elektrik
ampulleri %10 verimle çalışırlar, %90'ı ise ısı olarak açığa çıkar.
Buna karşın ateş böcekleri %100'lük bir verimle ışık üretirler.
Ateş böceklerinin bu başarılı elektrik üretimi bilim adamlarına
örnek teşkil etmektedir.104
Peki ama ateş böceklerini bu kadar verimli bir üretim yapmaya yönelten
güç nedir? Evrimcilere göre bu güç şuursuz atomlar, tesadüfler ya
da hiçbir zorlayıcı gücü olmayan dış etkenlerdir. Ancak bu saydıklarımızın
hiçbiri bu verimli çalışmayı başlatacak güce sahip değildir. Allah'ın
sanatı benzersizdir ve sonsuzdur. Allah Kuran'daki pek çok ayette
aklını kullanan insanların yaratılmış olan varlıkları düşünerek
öğüt almaları gerektiğinden bahseder. Dolayısıyla insana düşen yaratılış
mucizeleri üzerinde düşünmek ve sadece Allah'a yönelmektir.
ÇEKİRGELERDEN TRAFİK SORUNUNA ÇÖZÜM
Her yıl milyonlarca insanın hayatına mal olan trafik kazalarına
çözüm arayan bilim dünyası, şimdi çekirgelerin bu soruna bir çözüm
sunabileceğine inanmakta. Yapılan araştırmalarda çekirgelerin milyonları
aşan sürüler halinde dolaştıkları halde birbirleriyle çarpışmadıkları
tespit edilmiştir. Çekirgelerin bunu nasıl başardıkları sorusunun
cevabı ise bilim adamları için yeni ufukların açılmasına neden olmuştur.
Yapılan deneylerde, çekirgelerin üzerlerine gelen cisme önce elektronik
sinyal gönderdikleri ve yerini tespit edip hemen kendi yönlerini
değiştirdikleri anlaşılmıştır.105
İnsanların yıllardır çözümsüz kaldıkları bir konuda çekirgelerin
yöntemleri trafik sorununa çözüm olarak uygulanmaya çalışılmaktadır.
Allah'ın kendilerine ilham ettiği şekilde davranan bu canlılar da
yaratılışın apaçık delillerindendir.
HIZLI TRENLER İÇİN KUŞLARIN UÇUŞ YÖNTEMLERİ ÖRNEK
ALINIYOR
Japon mühendis ve bilim adamları "500 serisi" olarak adlandırılan
hızlı trenleri tasarlarken önemli bir problemle karşılaşmışlardır:
Gürültü. Çözümü kuşların mükemmel tasarımında arayan Japonlar, çok
geçmeden aradıklarını bulmuş ve başarılı bir şekilde uygulamışlardır.106
Bir Baykuşun Uçuşu ve Hızlı Trenin Gürültüsü
Japonların ürettiği hızlı trenlerde "güvenlik" en önemli konulardan
biridir. İkinci konu ise, Japonya çevre standartlarına uyumdur.
Japonya dünyadaki demiryolu işletmeleri içerisinde en katı "gürültü
standartları"na sahiptir. Bugün mevcut teknolojileri kullanarak
daha hızlı gitmek oldukça kolaydır. Ancak bununla beraber daha sessiz
gitmek nisbeten zordur. Japon Çevre Bakanlığı'nın düzenlemelerine
göre, yerleşim merkezlerinde bir demiryolunun 25 metre uzağında
gürültü seviyesi 75 desibel veya daha az olmalıdır. Kırmızı ışıkta
duran arabaların yeşil ışık yandığında aynı anda kalktıklarında
oluşan gürültü 80 desibeli geçmektedir. Bu değerlerle yapılan kıyaslama
"Shinkansen" olarak adlandırılan hızlı trenin ne kadar sessiz olması
gerektiğini ortaya koymaktadır.
Trenin
belli bir hıza ulaşana kadar çıkardığı sesin nedeni, tekerleklerin
raylar üzerindeki hareketidir. Ancak hızı 200 km/s olduğunda sesin
asıl kaynağı, trenin hava içindeki hareketiyle ortaya çıkan aerodinamik
gürültüdür.
Aerodinamik gürültünün oluşmasındaki bir numaralı etken ise tepedeki
tellerden elektrik almak için kullanılan pantograflar veya akım
toplayıcılardır. Normalde kullanılan dikdörtgen şekilli pantograflarla
gürültünün azalmayacağını fark eden mühendisler, araştırmalarını
hızlı ama sessiz hareket eden canlılar üzerinde yoğunlaştırmışlardır.
Baykuş, tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirir. Baykuşların
düşük sesle uçmasının ardındaki sırlardan bir tanesi, kanatlarındaki
kıvrımlardır. Baykuşların kanatlarında diğer kuşlarda bulunmayan
pürüzlü tüyler vardır. Bunlar gözle bile görülebilirler. "Aerodinamik
ses" hava akımında oluşan girdaplardan kaynaklanır. Girdaplar büyüdükçe
ses de artar. Baykuşun kanadında pek çok pürüzlü çıkıntılar olduğundan,
büyük girdaplar yerine küçük girdaplar oluşur ve baykuş son derece
sessiz bir uçuş gerçekleştirir.
Japon mühendis ve tasarımcılar, doldurulmuş bir baykuşu rüzgar
tünelinde teste tabi tuttuklarında, bu kuşun kanat yapısındaki mükemmelliği
bir kez daha görmüşlerdir. Sonunda trenin üzerindeki gürültüyü,
baykuşun sahip olduğu düzensiz tüy prensibine benzeyen kanat şeklinde
pantograflar kullanarak etkin biçimde azaltmayı başarmışlardır.
Bu sayede Japonların doğadan esinlenerek taklit ettikleri pantograf
benzeri sistem, "işini en sessiz olarak yapan" ünvanını almaya hak
kazanmıştır.107
Yalı Çapkınının Suya Dalışı ve Hızlı Trenin Tünele
Girişi
Hızlı
trenin çalıştığı hat üzerinde tüneller vardır. Bu durum, mühendisler
için çözülmesi gereken başka bir problem oluşturmuştur. Tren tünele
yüksek bir hızla girdiğinde atmosferik basınç artar ve gel git dalgaları
gibi dalgalara dönüşerek tünelin sonuna ses hızı ile ulaşır. Çıkışa
vardıktan sonra ise dalga geri döner. Basıncın bir kısmı tünelin
çıkışında serbest bırakılır ve bazen bir patlama sesi oluşur.
Dalgaların basıncı atmosferik basıncın binde birinden az olduğu
için "mikro basınç dalgaları" olarak adlandırılır. Dalgaların oluşumu
ise yukarıdaki resimde görüldüğü gibidir.
Basınç dalgasının etkisiyle oluşan gürültü, insanları rahatsız
edecek kadar fazla olur. Tünellerin çok daha geniş yapılması ile
bu gürültü azaltılabilir ancak tünellerin kesit alanlarını büyütmek
hem zor hem de çok masraflıdır.
Bunun üzerine mühendisler trenin kesit alanını azaltıp burun kısmını
yeterince sivri ve pürüzsüz hale getirmenin çözüm olabileceğini
düşünmüşlerdir. Nitekim bir deneme treni üzerinde bu fikirlerini
uygulamışlar ama yapılan denemede trenin neden olduğu mikrobasınç
dalgalarını ortadan kaldıramamışlardır.
Bu
sorun karşısında doğada benzer durumların olabileceğini düşünen
mühendis ve tasarımcıların aklına "yalı çapkını" adlı kuş gelmiştir.
Yalı çapkını da suya dalarken, tıpkı trenin tünele girdiği zaman
hava direnci nedeniyle ani değişiklikler yaşamasına benzer değişiklikler
yaşar. Çünkü yalı çapkını avlanmak için, direnci az olan havadan
direnci çok olan suya dalar.
Bu durumda 300 km/s ile giden trenlerin de yalı çapkınının gagası
gibi dalışını kolaylaştıran bir buruna ve ön yüze sahip olması gerekir.
Japon Demiryolları Teknik Araştırma Enstitüsü ve Kyushu Üniversitesi'nde
yapılan araştırmalarda, tünelin mikro basıncını baskılamak için,
"dönel paraboloid"in en ideal şekil olduğu ortaya çıkmıştır. Yalı
çapkınının gagası yakından incelenecek olursa alt ve üst gaganın
kesitinin de aynen böyle olduğu görülür. Yalı çapkınındaki bu eşsiz
tasarım sadece bir örnektir. Doğadaki tüm canlılar, hayatlarını
devam ettirmelerine imkan tanıyacak kusursuz tasarımlarıyla insanlara
örnek olacak şekilde yaratılmıştır.
KUŞ TÜYLERİ VE KENDİNE
GÖRE DEĞİŞEN TABELALAR
Kuş tüylerindeki keratin proteininin ve doğal boya maddesi melaninin
birlikteliği ışığın bizim görebileceğimiz şekilde kırılmasını sağlar;
tüylerde gördüğümüz açıklı koyulu renkler de bu keratin proteininin
tek bir yönde konumlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Kuş tüylerindeki
son derece canlı renkler tüylerin bu yapısal özelliğinden kaynaklanır.
Bu doğal tasarımdan esinlenen bir Japon firması, yeniden kullanılabilir
işaret tabelaları üretmiştir; bu tabelaların yüzeyleri, UV ışınları
altında yapısal değişim göstermektedir. Tabela üzerine düşen UV
ışınları malzemenin kristalize sıralanışını değiştirir ve istenen
mesajı göstermesi için belirli renklerin devre dışı kalmasını sağlar.
Bu tabelalar, tekrar tekrar kullanılabilmekte veya üzerine yeni
imajlar basılabilmesine imkan tanımaktadır. Böylece hem yeni tabela
üretme maliyeti ortadan kalkmakta hem de bu üretim için gerekli
olan zehirli boyalar kullanılmamaktadır.108
KELEBEKTEN BİLGİSAYARA ÇÖZÜM
Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın her anına girmiş durumdalar.
Evimizde, işyerlerimizde hatta arabalarımızda... Günün yirmi dört
saatini bilgisayarların başında geçirebiliyoruz. Bu kadar yoğun
kullanıma sahip olan bilgisayarlardaki teknoloji de her geçen gün
büyük bir hızla gelişiyor. Yaşam standartlarının yükselmesi bilgisayarların
işlem hızının da aynı hızda gelişmesini gerektiriyor. Böylece bilgisayarlar
gün geçtikçe daha da hızlanıyorlar. Yeni çıkan modeller baş döndürücü
hızlara rahatlıkla ulaşabiliyor. Bilgisayarların işlem hızını belirleyen
çiplerin daha hızlı olması, daha fazla işlemi daha kısa sürede yapabilmesi
anlamına geliyor. Ancak bu çipler hızlandıkça daha fazla elektrik
kullanılmasına sebep oluyor ve bu hızlı işlemlerin sonucunda çip
aşırı derecede ısınıyor. Bilgisayar çipinin erimemesi için ise soğutulması
şart. Ancak mevcut pervane fanlar, son model çipleri soğutmaya artık
yeterli olamıyor. Bu ısınma problemine yeni çözüm arayışları içindeki
çip tasarımcıları sonunda doğadan hazır bir çözüm bulduklarını açıkladılar.
Bilim dergisi Mercek'te bu çözüm şöyle aktarılıyor:109
"Kelebek kanatları, tasarımlarında mükemmel bir yapıyı da beraberlerinde
taşıyor. Tufts Üniversitesi'nde yapılan araştırma, kelebeğin kanatlarında
bir soğutma sistemi olduğunu ortaya çıkardı. Bu soğutma sisteminin
bilgisayar çiplerinin mevcut soğutma sistemi ile karşılatırıldığında
çok daha yüksek bir performansa sahip olduğu ifade ediliyor. Bu
konu ile ilgili olarak, Amerikan Ulusal Bilim Kurumu'ndan, makine
mühendisi Prof. Dr. Peter Wong'un başkanlığında bir araştırma ekibi
kurulmuştur.
Kelebekler soğuk kanlı canlılar oldukları için vücut ısılarını
en verimli şekilde, devamlı olarak düzenlemek zorundadırlar. Bu
çok büyük bir problemdir. Çünkü uçarken sürtünme ile büyük miktarda
ısı oluşacaktır. Bu ısının acil olarak soğutulması gerekmektedir.
Aksi halde kelebeğin hayatını sürdürebilmesi mümkün olmayacaktır.
Çözüm ise, kanın kanatlardaki çok ince film benzeri dokuların içinden
geçirilmesi ile sağlanır. Böylece vücutta oluşan ısı giderilmiş
olur."
Bu yeni soğutma tekniğinin, Intel ve Motorola gibi çip üreticilerinin
hizmetine 2 yıl içinde girmesi planlanmaktadır. Unutulmamalıdır
ki kelebeklerdeki bu eşsiz tasarım, ilk ortaya çıktıkları andan
beri vardır. Aksi durumda kelebeklerin yaşaması mümkün değildir.
Kelebek kanatlarının böyle kusursuz bir çözümle birlikte yaratılmış
olması, onları yaratan güç sahibinin aklını bizlere tanıtır. Bu
güç Allah'a aittir. Allah herşeyin hakimi ve güçlü olandır.

95 Bilim ve Teknik, TUBİTAK Yayınları,
No.395, Ekim 2000, s.77
96http://www. utexas. edu/admin/opa/oncampus/01oc_issues/oc010627/oc_vipers.
html; On Campus, Vol.28, No.08, 27 June 2001
97http://www. utexas. edu/admin/opa/oncampus/01oc_issues/oc010627/oc_vipers.
html; On Campus, Vol.28, No.08, 27 June 2001
98http://www. utexas. edu/admin/opa/oncampus/01oc_issues/oc010627/oc_vipers.
html; On Campus, Vol.28, No.08, 27 June 2001
99 International Wildlife, September-October 1992,
s. 34
100 "Üzerinizdeyken isteğe göre rengi değişen
elbise geliyor", Mustafa Kutlay, Hurriyet Gazetesi, 26 Aralık 2000
101 http://www. rdg. ac. uk/Biomim/00parker. htm;
[Parker, A.R. , Light-reflection strategies, American Scientist
(1999a) 87 (3), 248-255. ]
102 Parker, A. R. et al. Water capture by a desert
beetle, Nature 414, 33-34 (2001) Brief Communications
103 Parker, A. R. et al. Water capture by a desert
beetle, Nature 414, 33-34 (2001) Brief Communications
104 Stuart Blackman, BBC Wildlife, "Fatal Flasher",
April 1998, vol.16, no.4, s.60
105 http://www. milliyet. com. tr/2001/07/31/yasam/yas07.
html
106 http://www. wbsj. org/bird/contribution/97_910E.
html
107 http://www. wbsj. org/bird/contribution/97_910E.
html
108 http://www.bfi.org/trimtab/spring01/TrimtabSpring01.pdf
109 http://www.mercek.org/s2/s02.php?sayi=s2

BİYOMİMETİK
NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET
MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ TEKNOLOJİ

Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
www.harunyahya.org
|