|
Birisi
size son yıllarda kullanmaya başladığımız fiberoptik teknolojisini
(ışık ve yüksek kapasitede bilgi iletme özelliğine sahip fiber optik
kablolardan oluşan sistem) milyonlarca yıldır kullanan canlılar
olduğunu söyleseydi ne düşünürdünüz?
Söz konusu teknolojiyi kullananlar çok iyi tanıdığımız ancak belki
de sahip oldukları üstün tasarım çoğu kimsenin aklına dahi gelmeyen
bitkilerdir.
Pek çok insan çevresine alışkanlıkla, yüzeysel olarak bakar, Allah'ın
canlılarda yarattığı üstün tasarım örneklerini görmezden gelerek
hiç düşünmez. Oysa bütün canlılar bu alışkanlık perdesini kaldıracak
sırlarla doludur. Bu sırları keşfedebilmek için sadece neden, nasıl,
niçin sorularını sormak yeterlidir. Bu soruların cevaplarını düşünen
insan çevremizde gördüğümüz herşeyi sonsuz güç, bilgi ve akıl sahibi
bir Yaratıcının, üstün güç sahibi Rabbimizin yarattığını fark edecektir.
Örnek olarak bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez olayını alalım.
Fotosentez sırları hala çözülememiş bir yaratılış mucizesidir.
Bitki hücrelerinin güneş ışığını, insanların ve hayvanların besin
yoluyla alabilecekleri bir enerjiye dönüştürmelerine "fotosentez"
denir. Bu tanım belki ilk okuyuşta pek çok kimse için çok dikkat
çekici olmayabilir. Ne var ki biyomimetik uzmanları fotosentezin
yapay olarak gerçekleştirilmesinin tüm dünyayı değiştirecek bir
olay olduğuna inanmaktadırlar.
Bitkiler fotosentezi birbirini takip eden oldukça karmaşık bir
dizi işlem sonucunda gerçekleştirirler. Bu işlemlerin tam olarak
neler olduğu henüz bilinmemektedir.
Fotosentezin
sadece bu özelliği bile evrim teorisini savunanlara söz hakkı tanımamaktadır.
Prof. Dr. Ali Demirsoy'un şu sözleri, evrimci bilim adamlarının
fotosentez karşısında içine düştükleri açmazı çok iyi bir şekilde
tarif eder:
Fotosentez oldukça karmaşık bir olaydır ve hücrenin
içerisindeki organelde ortaya çıkması olanaksız görülmektedir. Çünkü
tüm kademelerin birden oluşması olanaksız, tek tek oluşması da anlamsızdır.43
Bitkiler güneş ışığını "kloroplast" adı verilen doğal solar hücrelerle
yakalarlar. Biz de yapay solar hücrelerle (güneş panelleri) elde
edilen enerjiyi alarak pillerde depolarız.
Solar hücre (güneş paneli), ışığı elektrik enerjisine çevirir.
Hücrenin düşük güçlü çıktısı (low power output), çok sayıda panel
kullanılmasını gerektirir. Solar hücrelerin, insanların ihtiyaç
duyduğu enerjiyi karşılayabilmeleri için yapraklarda olduğu gibi
sadece güneş ışıklarına bakmaları yeterlidir. Kloroplastların yaptığı
iş tam olarak taklit edilebildiğinde yüksek enerji sarfiyatı yapan
cihazların bile küçücük güneş pilleri ile çalıştırılabilmesi mümkün
olacaktır. Uzay mekikleri ve yapay uydular başka bir enerji kaynağına
ihtiyaç duymadan sadece güneş enerjisi ile uçabilecektir.
Böylesine üstün özelliklere sahip olan, bilim adamlarının büyük
bir hayranlık duydukları ve taklit etmeye çalıştıkları bitkiler
de, yaratılan her canlı gibi Allah'a boyun eğmiştir. Bu gerçek,
bir ayette şöyle bildirilir:
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler. (Rahman
Suresi, 6)
KORUNAN YÜZEYLER
Her eşyanın yüzeyinin sudan, kirden hatta parlak ışıktan bile zarar
görme ihtimali vardır. Bundan ötürü bilim adamları araba ve mobilya
cilalarını, ultraviyole güneş ışınlarını engelleyen sıvıları üretmişlerdir.
Hepsinin amacı, yüzeyi, meydana gelebilecek herhangi bir aşınma
ve yırtınmadan korumaktır. Doğadaki hayvanlar ve bitkiler de, kendi
hücrelerinin içlerinde, yüzeylerini dış etkenlere karşı koruyacak
birtakım kimyasal maddeler üretirler. Doğadaki canlıların bünyeleri
tarafından üretilen ve bilim adamlarını hayrete düşüren bu kimyasal
karışımlar, tasarımcıların taklit etmek için uğraştıkları kompleks
örneklerdir.
|

İnsanların bitkilerden
öğrenebilecekleri sadece solar hücrelerle sınırlı değildir.
Bitkiler insanlara, inşaat sektöründen parfüm endüstrisine
kadar birçok yeni ufuk açmaktadır.
Günümüzde, gelişmiş laboratuvarlarda parfüm, deodorant, sabun
kokusu üreten kimya mühendisleri ise bu salgı bezlerinin yaptıklarını
taklit ederek, güzel kokular üretmeye çalışırlar. Örneğin
Nina Ricci, Guerlain ve Christian Dior gibi pek çok ünlü firma
ürettikleri kokuların içeriklerinde doğada bulunan bitki özlerini
kullanmaktadırlar.44
|
Ahşap yüzeyleri kaplamak, kirden ve aşınmadan korunmalarını sağlamak
açısından oldukça önemlidir. Özellikle de yumuşak ahşapların içine
girerek onları çürütebilecek su sızıntılarına karşı bunu yapmak
çok gerekli bir işlemdir. Peki, kullanılan ilk ahşap kaplamaların
doğal yağlardan ve böceklerin ürettiği salgılardan elde edilen malzemelerden
yapıldığını biliyor muydunuz?

Yaprakların dış yüzeyleri cilalı ve ince bir tabakayla kaplıdır,
bu sayede bitkiler sudan korunur. Bu korunma zorunludur;
çünkü havadan emilen ve bitkinin yaşaması için gerekli olan
karbondioksit, yaprak hücrelerinin aralarında bulunur. Eğer
bu hücrelerin arası suyla dolu olsaydı o zaman karbondioksit
oranı azalacak ve bitkilerin yaşaması için gerekli olan
fotofentez işlemi yavaşlayacaktı. Ama yaprak yüzeylerindeki
ince tabaka sayesinde bu tehlike önlenir ve bitkiler rahatlıkla
fotosentez yapabilir.
|
İnsanların
günlük hayatta kullandığı birçok koruyucu malzeme aslında doğadaki
canlılar tarafından çok daha önceden kullanılmaktadır. Ahşap kaplama
bunlardan yalnızca bir tanesidir. Böceklerin sert kabukları da onları,
suya ve dışarıdan gelebilecek hasarlara karşı korumaktadır.
"Sclerotin" adı verilen bir protein tarafından
güçlendirilmiş bu kabuklar, böceklere doğadaki en sert yüzeye sahip
canlılar olma özelliğini verir. Ayrıca böceklerin kabuğunda bulunan
kitin tabakası da rengini ve parlaklığını zaman içerisinde yitirmez.45
Bütün bunlar düşünüldüğünde inşaatlarda dış yüzeylerin
kaplaması ve korunması için üretilecek sistemlerin böceklerinkine
benzer bir tasarıma sahip olmasının çok daha kazançlı olacağı açıkça
görülmektedir.
KENDİSİNİ SÜREKLİ TEMİZ
TUTAN LOTUS BİTKİSİ
Lotus bitkisi (beyaz nilüfer), çamurlu ve kirli ortamlarda yetişir.Buna
rağmen bitkinin yaprakları sürekli temizdir. Çünkü bitki, üzerine
en ufak bir toz zerresi geldiğinde hemen yapraklarını sallar ve
toz taneciklerini belli noktalara doğru iter. Yaprağın üzerine düşen
yağmur damlaları da bu noktalara doğru yönlendirilir ve buradaki
tozları süpürmesi sağlanır.
Lotus
bitkisinin bu özelliği, yeni bir bina yüzeyinin tasarımı için araştırmacılara
ufuk açmıştır. Bunun üzerine araştırmacılar Lotusun yaprağı gibi,
yağmur sularını kullanarak üzerindeki kiri temizleyen bina yüzeyleri
üzerinde çalışmaya başlamışlardır. Bu çalışmalar sonunda ISPO isimli
bir Alman şirketi, Lotusan adı verilen cephe kaplama malzemesini
üretmiştir. Asya ve Avrupa'da bulunan satış noktalarında piyasaya
sunulan bu ürün için 'deterjana gerek kalmadan 5 yıl boyunca kendini
temiz tutacağı garantisi' bile verilmiştir.46
Doğadaki pek çok canlı, kendi yüzeylerini koruyan çeşitli özelliklere
sahiptir. Şüphesiz ne Lotus bitkisinin yüzey yapısı ne de böceklerdeki
kitin tabakası kendi kendine oluşmuştur. Hatta bu canlılar sahip
oldukları üstün niteliklerden tamamen habersizdirler. Onları tüm
özellikleriyle birlikte yaratan, Allah'tır. Bir Kuran ayetinde Allah'ın
yaratma sanatı şöyle bildirilir:
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde)
kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler
O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir.
O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)

Bonn
Üniversitesi'nden Dr. Wilhelm Barthlott, mikroskop altında
yaptığı incelemelerde, en az temizlik gerektiren yaprakların
en pürüzlü yüzeylere sahip olduğunu fark etmiştir. Dr.
Barthlott, bunların en temizi olan Lotus bitkisi üzerinde,
bir çivi yatağı gibi minik noktalar olduğunu buldu.
Bir toz ya da kir zerresi yaprak üzerine düştüğünde,
belli belirsiz biçimde bu noktalar üzerinde iki yana
sallanır. Bir damla su, bu minik noktalar üzerinde yuvarlanınca
zayıf şekilde tutunmuş olan kiri alıp götürür. Diğer
bir deyişle, nilüfer çiçeği, kendi kendini temizleyen
bir yaprağa sahiptir.47 Nilüfer çiçeğinin
bu özelliği araştırmacılara ilham kaynağı olmuş ve LOTUSAN
adı verilen, 5 yıl kendisini temiz tutacağı garantisi
verilen dış cephe malzemesi üretilmiştir. |
|
|
|
|
|
Yağmur damlasının
lotusan yaprağı üzerindeki temizleyici etkisi
|
Su damlasının
normal bir yüzeydeki etkisi
|
Lotusanla
kaplı bir bina cephesinde su damlalarının temizleyici
etkisi
|
|
BİTKİLER VE YENİ OTOMOBİL TASARIMI
Otomobil
firması Fiat, ZIC (Zero Impact Car) adlı yeni ürününü tasarlarken
bitkilerdeki "kollara ayrılma" özelliğinden yararlanmıştır. Otomobilin
ortasından bitkinin gövdesinde olduğu gibi küçük bir tünel geçiren
tasarımcılar, bu tünele arabanın çalışması için gerekli enerjiyi
sağlayan piller yerleştirmişlerdir. Arabanın koltukları ise resimdeki
bitkiden esinlenilmiş ve bitkideki gibi doğrudan gövdeye (tünele)
bağlanmıştır. Otomobilin tavanı ise deniz yosununun petekli yapısı
gibi tasarlanmıştır. Bu yapı ZIC'e hem hafiflik hem de sağlamlık
kazandırmıştır.48
Otomobil sektörü gibi insanların en son teknolojinin rahatlıkla
sergilenebileceği bir alanda, mühendislere ve tasarımcılara, doğada
bulunan ve canlılığın var olduğu ilk günden beri hayat süren basit
bir bitki ilham kaynağı olmuştur. Canlılığın tesadüfen oluştuğunu
ve zaman içerisinde gelişerek hep daha iyiye doğru gittiğini savunan
evrimciler için bu ve buna benzer olaylar, kabul edilmesi çok zor
şeylerdir. Nasıl olur da akıl ve şuur sahibi insanlar, hiçbir zekası
ve bilgisi olmayan, yerinden bile hareket edemeyen bitkilerden bir
şeyler öğrenirler ve bunların uygulaması, o güne kadar o konuyla
ilgili ortaya çıkan en verimli sonuçları verir? Bunlar elbette ki
tesadüflerle açıklanması mümkün olmayan özelliklerdir ve yaratılışı
kanıtlar. Bu yüzden de evrimciler için bir zorluktur.
ALARM SİNYALİ VEREN BİTKİLER
Herkes bitkilerin tehlikeden kaçamadıklarını, dolayısıyla düşmanlarına
hemen teslim olduklarını zanneder. Ancak yapılan araştırmalar durumun
hiç de zannedildiği gibi olmadığını ortaya çıkarmıştır. Tam tersine
bitkiler de şaşırtıcı taktiklerle düşmanlarının üstesinden gelmektedirler.

Manduca güvesi ve tütün bitkisi
|
Örneğin bitkiler, yapraklarını kemiren böcekleri
uzaklaştırmak için kimi zaman zararlı kimyasallar üretirler, kimi
zaman da bu böceklerle beslenen avcı böcekleri çeken kimyasal kokular
yayarlar. Kuşkusuz her iki taktik de son derece akılcıdır. Nitekim
tarımsal alanda yapılan faaliyetlerde bu savunma stratejisi, çok
etkili bir yöntem olarak taklit edilmeye çalışılmaktadır. Almanya'daki
Max Planck Kimyasal Ekoloji Enstitüsü'nde 'bitki savunması genetiği'
alanında çalışmalar yapan Jonathan Gershenzon, bu akılcı stratejiyi
gereği gibi taklit edebilirlerse, gelecekte tarımsal ilaçlamaların
zehirsiz yapılabileceğini düşünmektedir.49
Bazı bitkiler tırtıllar tarafından saldırıya uğradıklarında hemen
bu tırtıllarla beslenen avcı böcekleri kendilerine çeken, uçucu
bir kimyasal madde salgılar. Yardıma çağrılan böceklerin özelliği
ise yumurtalarını tırtılların içine bırakmalarıdır. Tırtıldan habersiz
onun içinde barınan ve yumurtadan çıkan larvalar ise, bu tırtıllarla
beslenerek büyüme imkanı bulurlar. Böylece ekine zarar veren tırtıllar
dolaylı bir strateji ile imha edilir.
Bitkinin, yapraklarının bir tırtıl tarafından yendiğini anlaması
ise yine kimyasal yöntemlerle gerçekleşir. Bitki, yapraklarını kaybettiği
için değil, tırtılın salyasındaki kimyasallara tepki olarak böyle
bir alarm sinyali verir. Basitmiş gibi görünen bu olayda üzerinde
durulması gereken pek çok konu vardır. Bunlardan birkaçını şöyle
sıralayabiliriz:
1-Bitki, tırtılın kimyasal salgısını nasıl algılamaktadır?
2-Bitki, alarm sinyali verdiğinde tırtıllardan kurtulacağını nereden
bilmektedir?
3-Verilen sinyalin böceklerde davet etkisi yapacağını nereden bilmektedir?
4-Bitkinin, daveti doğru böceklere (saldırgan tırtıllarla beslenen)
yapmasını sağlayan nedir?
5-Verilen sinyal sesli değil kimyasal bir salgı şeklindedir. Böceklerin
kullandığı kimyasallar da son derece karmaşık bir molekül yapısına
sahiptir. Kimyasaldaki en ufak bir eksiklik ya da yanlışlık, sinyalin
niteliğini kaybettirebilir. Bu durumda bitki bu sinyali veren kimyasalı
kendi kendine nasıl üretebilmektedir?

Geociris
|
Manduca güvesinin tırtılı
|
Şüphesiz beyni bile olmayan bir bitkinin tehlikeler karşısında
çözüm üretmesi, bir kimyager gibi kimyasal maddeleri tahlil etmesi,
hatta bunu üretmesi, planlı bir strateji yürütmesi mümkün değildir.
Kuşkusuz ki, dolaylı olarak bir düşmanı alt etmek üstün bir aklın
ürünüdür. Bu aklın sahibi, bitkiyi kusursuz özelliklerle yaratan
ve kendisini korumak için neler yapması gerektiğini ona ilham eden
yüce Allah'tır.
İşte günümüzde yaygınlaşan bu gibi biyomimetik çalışmalarıyla,
Allah'ın canlılar üzerinde bize gösterdiği akıl hayranlıkla taklit
edilmeye çalışılmaktadır.
Nairobi'de bulunan Uluslararası Böcek Fizyolojisi
ve Ekoloji Merkezi'nden ve İngiltere'deki Toprak Ürünleri Araştırma
Enstitüsü'den bir grup araştırmacı da bu konuda bir çalışma gerçekleştirmiştir:
Çalışma ekibi mısır ve buğday tarlalarında ekinlerin arasına, tarım
zararlılarını bu strateji ile ortadan kaldıran bir çim ekmiştir.
Sonuçta, tarım ilacı kullanılmasına gerek kalmadan, zararlı canlıların
etkisiz hale getirilmesinde %80 oranında başarı sağlanmıştır. Bitkiler
üzerinde sergilenen bu benzersiz çözümün yaygınlaştırılması durumunda
tarımda daha büyük aşamalar kaydedilecektir.50
ABD Utah'ta yetişen bir tütün bitkisi ise Manduca
güvesinin tırtılı tarafından saldırıya uğramaktadır. Bu zararlının
yumurtaları Geocoris böceği tarafından sevilen bir yiyecek türüdür.
Tütün bitkisinin salgıladığı uçucu kimyasal madde sayesinde Geocoris
avcısı kimyasal salgılar aracılığıyla çağırılmakta ve yumurtalar
bu böcek tarafından yendiği için tırtıl sayısının artışı engellenmektedir.51
OKYANUSUN DERİNLİKLERİNDEKİ FİBER OPTİK TASARIM
Rossella Racovitzae adlı su süngeri bitkisi, insanoğlunun en yeni
teknolojilerde kullandığı fiber optikten yapılmış uzantılara sahiptir.
Fiber optik, ışığı iletmede çok etkili bir malzemedir. Lazer ışınlarının
fiber optik kablosundan geçirilmesiyle elde edilen iletişim imkanları,
normal malzemeden yapılmış kablodakilere göre olağanüstü bir artış
gösterir. Öyle ki, saç teli kalınlığında 100 tane fiber optik kablonun
yanyana getirilmesiyle oluşan kablo kesitinden 40.000 ayrı ses kanalı
geçirilebilmektedir.
Antartika kıyılarının derinliklerinde yaşayan bu sünger türü, fotosentez
yapabilmek için ihtiyacı olan ışığı, fiber optikten yapılmış olan
diken şekilli uzantıları sayesinde kolayca toplamakta ve çevresi
için de bir ışık kaynağı olmaktadır. Bu sayede hem kendisi hem de
bu süngerin ışık toplama yeteneğinden faydalanan başka canlılar
hayatta kalabilmektedir. Aynı ortamda yaşayan tek hücreli yosunlar
da bu süngere yapışmakta ve yaşamaları için gereken ışığı elde etmektedirler.
Antartika kıyılarının 100 ila 200 metre derinliklerinde, kalın
buz kütlelerinin altında neredeyse zifiri karanlık denebilecek bir
ortamda yaşayan bir canlı için güneş ışığını yakalamak, canlının
hayatını sürdürebilmesi açısından son derece büyük bir önem taşır.
Canlının bu sorunu çözebilmesi, ışığı en etkili şekilde toplayan
fiber optik ile donatılmış olması sayesinde mümkündür. Bilindiği
gibi fiber optik teknolojisi son yüzyılın en ileri teknolojilerinden
biridir. Japon mühendisler bu teknolojiyi güneş ışığını gökdelenlerin
ışık almayan bölümlerine aktarmada kullanırlar. Gökdelenlerin çatısına
yerleştirilen dev mercekler güneş ışığını fiber optik ileticilerin
ucuna odaklar. Fiber iletkenler vasıtasıyla da güneş ışığı binanın
en karanlık noktalarına kadar ulaştırılır.
 |
| Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin)
yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca
"OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi 117) |
Yüksek teknolojiye sahip endüstrilerde imal edilen fiber optik
maddesinin böyle bir ortamda bu canlı tarafından 600 milyon yıldan
beri kullanılması bilim adamlarını da hayrete düşürmektedir. Washington
Üniversitesi'nde mekanik mühendisi olan uzman Ann M. Mescher bu
gerçeği şöyle ifade eder:
Bu fiberleri düşük ısılarda, böylesine eşsiz
mekanik ve mükemmel optik özelliklerle üreten bir canlının var olması
olağanüstü etkileyicidir.52
Washington Üniversitesi'nde profesör ve aynı zamanda metalurji
mühendisi olan Brian D. Flinn ise bu süngerdeki üstün yapıyı şöyle
tarif eder:
Bu, önümüzdeki 2 ya da 3 sene içinde (insanların)
telekomünikasyona geçirecekleri türden bir şey değil, bu önümüzdeki
20 yılda ortalarda görülemeyecek bir şey.53
Bütün bunlar bize, doğanın ve içindeki canlıların insanlar için
çok sayıda örnek barındırdığını göstermektedir. Herşeyi en ince
ayrıntısına kadar tasarlamış olan Allah, tüm bu tasarımları insanların
öğüt alıp düşünmeleri için yaratmıştır. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece
ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten
ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı
zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.
(Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,
bizi ateşin azabından koru. (Al-i İmran Suresi, 190-191)

43 Prof.
Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, s.80
44 http://www. parfumsraffy. com 
45 Ayrıntılı bilgi için bakınız: Doğadaki Tasarım,
Harun Yahya…
46 New York Times, Mühendisler tasarım için doğadan
örnek alıyor, 11 Aralık 2001
47 "Engineers Ask Nature for Design Advice",
Jim Robbins, New York Times, 11 December 2001
48 Carmelo Di Bartolo, "Biyonik: Tasarımda
'doğal' gelişim", Domus, Aralık 1999, s. 180
49 http://www. nature. com/cgi-taf/DynaPage.taf?file=/nature/journal/v410/n6830/full/410736a0_fs.html
&_UserReference=C0A804EC46516639F0E0A2AC62BC3BB39855; John Whitfield,
Nature, "Making Crops Cry For Help", 12 April 2001, s.736-737
50 http://www. nature. com/cgi-taf/DynaPage. taf?file=/nature/journal/v410/n6830/full/410736a0_fs.
html&_UserReference=C0A804EC46516639F0E0A2AC62BC3BB39855; John
Whitfield, Nature, "Making Crops Cry For Help", 12 April
2001, s.736-737
51 http://www. nature. com/cgi-taf/DynaPage. taf?file=/nature/journal/v410/n6830/full/410736a0_fs.
html&_UserReference=C0A804EC46516639F0E0A2AC62BC3BB39855; John
Whitfield, Nature, "Making Crops Cry For Help", 12 April
2001, s.736-737
52 Science News, 4 Ağustos 2001
53 Science News, 4 Ağustos 2001

BİYOMİMETİK
NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET
MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ TEKNOLOJİ

Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
www.harunyahya.org
|