|
Bugün doğadaki malzemelerin yapısını inceleyerek
bunları çalışmalarında örnek olarak kullanan pek çok bilim adamı
vardır. Çünkü doğadaki materyaller ihtiyaç duyulan sağlamlık, hafiflik,
esneklik gibi özelliklere sahiptir. Örneğin "Abalone" adı verilen
bir deniz canlısının iç kabuğu, yüksek teknolojiyle üretilen seramiklerden
iki kat daha dayanıklıdır; örümceğin ipeği çelikten beş kat daha
sağlamdır; midyedeki yapışkan ise suyun altında dahi etkisini koruyabilmektedir.18
Bilim ve Teknik Dergisi araştırma ve yazı grubunun bir üyesi olan
Gülgün Akbaba, doğadaki malzemelerin üstün özelliklerinden ve insanların
bunlardan nasıl yararlanacağından şöyle bahseder:
Geleneksel
seramik ve cam malzemeler, hemen her gün kendini yenileyen teknolojiye
ayak uyduramaz hale geldi. Bilim adamları bu boşluğu doldurabilmek
için çalışmalar yapıyorlar. Doğadaki yapıların mimari sırları yavaş
yavaş çözülmeye başlandı… Tıpkı doğadaki bir midye kabuğunun kendi
kendini yenilemesi ya da yara almış bir köpek balığının derisinde
gerçekleşen onarım gibi, teknolojilerde kullanılan malzemeler de
kendi kendini yenileyebilecek. Daha sert, sağlam, dayanıklı, üstün
fiziksel, mekanik, kimyasal ve elektromanyetik özelliklere sahip
olan bu malzemeler, örneğin uzay araştırmalarında roket, uzay mekiği,
uydu taşıyıcıları gibi araçların atmosfer giriş ve çıkışlarında
gereksinim duyulan yüksek sıcaklıklara dayanıklılık ve hafiflik
özelliklerini taşıyor. Kıtalararası ulaşım için geliştirilmesi planlanan
süpersonik dev yolcu uçakları çalışmalarında da ağırlıkça hafif
ve yüksek sıcaklıklara dayanıklı malzemeler gerekiyor. Tıpta örneğin
yapay kemik üretiminde gereksinim duyulansa, süngerimsi görünüşü,
sert yapısıyla dokusu doğala olabildiğince yakın malzemeler.19
İlhan Aksay
|
Seramik, inşaattan elektrik malzemelerine kadar geniş kullanım
alanı olan bir malzemedir. Ne var ki bu malzeme üretilirken çoğu
zaman 1000-1500 oC'den daha fazla sıcaklıklara ulaşan bir ısının
kullanılması gerekir.
Doğada birçok seramik malzeme vardır. Ancak bunların oluşumu sırasında
hiçbir zaman böyle yüksek sıcaklıklar kullanılmaz. Örneğin midye
kabuğu 4oC'de ve en mükemmel biçimde oluşmaktadır. Doğadaki bu üstün
yaratılış örneği bir Türk bilim adamı olan İlhan Aksay'ın dikkatini
çekmiş ve kendisi daha iyi, sağlıklı, kullanışlı, işlevsel seramiklerin
nasıl üretileceği konusuna yönelmiştir. Bazı deniz hayvanlarının
kabuklarının iç yapılarını inceleyen Aksay, Abalone adlı deniz canlısının
kabuğundaki yapının olağanüstülüğünü hemen fark etmiştir. Aksay
konuyla ilgili şunları söyler:
Midye
kabuğu elektron mikroskobu altında 300.000 kez büyütüldüğünde, tuğladan
bir duvar görünümü ortaya çıkar. Bu duvar, harç niteliğindeki bir
proteinden ve kalsiyum karbonattan yapılmış tuğlalardan oluşur.
Kalsiyum karbonat kırılgan bir niteliğe sahip olmasına karşın, kabuk
katmanlı yapısından dolayı olağanüstü sağlam ve insan yapımı seramikten
daha az kırılgandır. Bir halatın sadece bir ipi koptuğunda bütün
halat kopmuş olmaz. İşte buna benzer şekilde midye kabuğunun bu
katmanlı yapısı çatlakların yayılmasına engel olur.20

Midye kabuğu mikroskobik boyuttaki
tuğlalardan oluşur. Bu katmanlı yapı kabuktaki çatlakların
yayılmasına engel olur.
|
Aksay, bu modellerden esinlenerek son derece
sert ve dayanıklı alüminyum-bor karbür metal- seramik bir malzeme
geliştirmiştir. Bu malzeme, ABD'de ordunun çeşitli laboratuvarlarında
denendikten sonra tanklarda zırh olarak kullanılmıştır.21
Bugün bilim adamları biyomimetik malzemelerin
üretilmesi için mikroskobik boyutlarda incelemeler yapmaktadır.
Bu bilim adamlarından biri olan Prof. Aksay da, kemik ve diş türü
biyoseramiklerin, vücut sıcaklığında, protein gibi organik maddelerin
birleştirilmesiyle oluştuğunu ve bunların insan üretimi seramiklerden
çok daha üstün nitelikler gösterdiğini açıklamıştır. Aksay'ın çalışmaları,
yani doğadaki üstün niteliklerin nanometre (milimetrenin milyonda
biri) boyutlarındaki birleştirmeden kaynaklanmış olduğu tezi, bu
boyutlarda araç üretmeyi amaçlayan birçok elektronik şirketini biyoesinli
malzeme (biyolojik malzemelerden esinlenilerek hazırlanan insan
yapısı malzemeler) araştırmalarına yöneltmiştir.22
Endüstride kullanılan pek çok madde zararlı kimyasalların
bulunduğu, yüksek ısı ve basınç gerektiren ortamlarda üretilirler.
Halbuki doğadaki materyaller "yaşam dostu" olarak ifade edebileceğimiz
zararsız koşullarda -örneğin su bazlı solüsyonlarda, oda sıcaklığında-
üretilirler. Bu da kuşkusuz, bilim adamları için son derece önemli
bir avantaj sağlar.23
|
|
| Abolone adlı deniz canlısından
esinlenilerek elde edilen malzeme, ABD'de ordunun çeşitli laboratuvarlarında
denendikten sonra tanklarda zırh olarak kullanılmıştır. |
Sentetik elmas üreticileri, metal alaşım tasarımcıları,
polimer bilimcileri, fiber optik uzmanları, ince seramik üreticileri
ve yarı-iletken malzeme geliştirenler en pratik yol olarak biyomimetik
yöntemlerine başvurmaktadırlar. Çünkü her yönden ihtiyaçlarına cevap
veren doğadaki malzemeler, aynı zamanda çok geniş bir çeşitliliğe
de sahiptir. Dolayısıyla çeşitli dallarda araştırma yapan uzmanlar,
kurşun geçirmez yeleklerden jet motorlarına kadar pek çok konuda,
doğada bulunan üstün özelliklerdeki malzemeleri suni yollardan elde
edebilmek için orijinallerini taklit etmeye başlamışlardır.
İnsanların yaptığı malzemeler bir süre sonra
çatlar, kırılır. Bu durumda dışarıdan bir müdahaleyle, örneğin yapıştırmayla
malzeme onarılır. Oysa doğadaki durum farklıdır. Midye kabuğu gibi
doğadaki bazı malzemeler kendi kendilerini yenileyebilirler. Bilim
adamları da son dönemde kendini yenileyebilen polimerler, polisiklatlar
vb. malzemeler üzerinde çalışmalara yönelmişlerdir.
Mercanlar sağlamlık açısından midye
kabuklarındaki sedef ile yarışabilir. Mercanlar, denizdeki
kalsiyum tuzlarını kullanarak gemilerin çelik gövdelerini
yaracak kadar sert bir yapı oluştururlar.
|
Doğadaki pek çok malzeme insanlara
örnek olabilecek üstün özelliklere sahiptir. Mesela kemiğin
bir gramı demirin bir gramına oranla çok daha sağlamdır.
|
Sağlam ve kendi kendini onarabilen biyoesinli malzeme geliştirmek
için örnek alınan doğal malzemelerden birisi de gergedan boynuzudur.
Bu araştırmalar, 21. yüzyılın malzeme biliminde üzerinde çalışılacak
konulara temel olacaktır.24
KOMPOZİTLER
Birbirine karışmayan iki veya daha fazla katının
bileşimiyle oluşan katı malzemelere "kompozit malzeme" denir.25
Doğadaki malzemelerin çoğu "kompozit" olarak adlandırılan bileşik
yapılı maddelerden oluşur. Bu karışımın özelliği, kendini oluşturan
maddelerin özelliklerinden çok daha üstündür.
Örneğin fiberglas yapay bir kompozittir ve gemi
gövdesi, olta değneği, yay ve ok gibi birçok spor malzemesinin yapımında
kullanılır. Fiberglas, "polimer" adı verilen jölemsi plastik bir
maddenin içine karıştırılan cam liflerinden elde edilir. Polimerin
sertleşmesi sonucunda oluşan kompozit malzeme hafif, sağlam ve aynı
zamanda esnektir. Karışımda kullanılan liflerin ya da plastik maddenin
nitelikleri değiştirilecek olursa, kompozit malzemenin özellikleri
de değişir.26
İnsanların ürettiği kompozitler, doğal kompozitlerden çok daha
zayıf ve ilkel kalmaktadır. Grafit ve karbon liflerden oluşan kompozitler
son 25 yılda insanoğlunun gerçekleştirdiği en iyi 10 mühendislik
keşfi içinde yer almaktadır. Bununla beraber yeni uçaklar, uzay
mekiği parçaları, spor malzemeleri, Formula-1 yarış arabaları ve
yelkenliler için hafif yapıda kompozit malzemeler tasarlanmakta
ve yeni buluşlar hızla ilerlemektedir.
Burada kısaca değindiğimiz kompozit malzemeler de doğadaki tüm
olağanüstü yapı, malzeme ve sistemler gibi Allah'ın eşsiz yaratma
sanatının birer örneğidir. Yaratılıştaki bu benzersizlik ve mükemmelliğe
birçok Kuran ayetinde de dikkat çekilmiştir. Allah, benzersiz yaratmasının
bir sonucu olarak, insanlara verdiği her türlü nimetin sayısının
sayılamayacak kadar fazla olduğunu bir ayette şöyle bildirmiştir:
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız,
onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir. (Nahl Suresi, 18)
Hafif yapılı kompozit malzemeler üstün nitelikleri nedeniyle
uzay teknolojisinden, spor malzemelerine geniş bir alanda
kullanılmaktadır.
|
TİMSAH DERİSİNDEKİ
FİBERGLAS TEKNİĞİ
Fiberglas
tekniği, teknolojide 20. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak
bu malzeme canlılarda, var oldukları ilk günden beri mevcuttur.
Örneğin timsahın derisi fiberglasla aynı yapıda bir malzemedir.
Bilim
adamları okun, bıçağın ve hatta bazen kurşunların bile işlemediği
timsah derisinin neden bu kadar sağlam olduğunu yakın bir zamana
kadar bilmiyorlardı. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar çok ilginç
sonuçlar vermiştir: Timsahın sırt derisinde özel bir doku bulunmaktadır.
Bu dokuya sağlamlığını veren malzeme, içinde kullanılan kolajen
proteini lifleridir. Bu liflerin özelliği ise dokuların içerisine
eklenerek dokunun yapısını güçlendirmeleridir. Kuşkusuz bu malzeme
(kolajen) bunca ayrıntıya ve özelliğe evrimcilerin iddia ettikleri
gibi uzun yıllar içerisinde birbirini takip eden tesadüfler sonucunda
sahip olmamıştır. Bu madde, yeryüzünde daha ilk olarak ortaya çıktığında
sahip olduğu mükemmel özelliklerle birlikte yaratılmıştır.
KASLARDAKİ ÇELİK HALAT
TEKNOLOJİSİ
Doğal kompozitlere başka bir örnek olarak kasları kemiklere bağlayan
dokuları yani "tendon"ları verebiliriz. Tendonlar, kendilerini oluşturan
kolajen bazlı lifler sayesinde son derece sert bir yapı kazanırlar.
Bu liflerin bir başka özelliği ise birbirlerine örülme şekilleridir.
Asma köprülerdeki taşıyıcı halatlar,
kaslarımızda olduğu gibi kablo demetlerinden oluşur.
|
ABD Rutgers Üniversitesi öğretim üyelerinden Janine M. Benyus,
Biomimicry adlı kitabında, kaslarımızdaki tendonların çok özel bir
yöntemle inşa edildiğini söyleyerek bu konudaki tespitlerini şöyle
ifade etmiştir:
Dirsekle bileğiniz arasındaki tendon, asma bir
köprüyü taşıyan halatlarda olduğu gibi, birbirine dolanmış kablo
demetlerinden oluşur. Her bir kablo demeti ise, kendi içinde daha
ince kabloların birbirine dolanmasından oluşmuştur. Bu daha ince
kablolar da, birbirine dolanmış molekül demetlerinden meydana gelir.
Hatta moleküllerdeki atomlar bile sarmal bir yapı halinde dururlar.27
Nitekim günümüz asma köprülerinde kullanılan çelik halat teknolojisi,
insan vücudundaki tendonların yapısı örnek alınarak geliştirilmiştir.
Tendonların bu benzersiz tasarımı, Allah'ın üstün sanatının ve sonsuz
ilminin apaçık delillerinden sadece birisidir.
ÇOK AMAÇLI KULLANILABİLEN
BALİNA YAĞI
|

|
|
Balina Yağı
|
Yunus ve balinaların vücutları yağ tabakası ile kaplıdır. Bu tabaka
balinalara nefes almaları için yüzeye çıkabilmelerini sağlayan doğal
bir şamandıra görevi görür. Aynı zamanda bu sıcakkanlı memeliyi
okyanusun soğuk sularından korur. Balina yağının bir başka özelliği
ise şeker ve proteine nazaran iki ile üç kat daha fazla enerji vermesidir.
Balina, binlerce kilometre yol katettiği ve yeteri kadar beslenemediği
uzun göçlerde ihtiyaç duyduğu enerjiyi vücudundaki bu yağdan temin
eder.
Bunun
yanı sıra balina yağı lastik gibi esnek bir malzemeden oluşur. Balina
kuyruğunu suya her vurduğunda kuyruğu önce sıkışır, sonra genleşerek
eski halini alır. İşte bu özellik balinaya hem ekstra bir hız kazandırır
hem de uzun yolculuklarda %20 enerji tasarrufu sağlar.28
Balina yağı tüm bu özelliklerinden ötürü, bilinen en çok fonksiyona
sahip malzeme olarak kabul edilmektedir.
Balina yağı balinalarda yüzyıllardır var olan bir maddedir. Ancak
bu yağın bir ağ gibi birbirine geçen kolajen liflerden oluştuğu
yakın bir zamanda keşfedilebilmiştir. Bilim adamları bu yağ-kompozit
karışımının işlevlerini anlamak için halen çalışmalar yapmaktadırlar.
Şu ana kadar edindikleri bilgiler bile, sentetik malzeme üretiminde
son derece faydalı olmuştur.
SEDEFİN HASARI AZALTAN
ÖZEL YAPISI
Jet motorlarındaki güçlü pervanelerin yapımında
kullanılacak malzemenin geliştirilmesinde, inciyi oluşturan sedefin
yapısı taklit edilmektedir. Pek çok yumuşakçanın kabuğunun iç katmanındaki
sedefin %95'i tebeşirdir; fakat sedef kompozit yapısı sayesinde
tebeşirden 3.000 kat daha dayanıklıdır. Bu yapı incelendiğinde 8
mikron (1 mikron=10-6 metre) eninde ve 0,5 mikron kalınlığındaki
mikroskobik plakaların tabakalar şeklinde dizildiği görülür. Bu
plakalar kalsiyum karbonatın yoğun ve kristal gibi parlak bir şeklidir.
Fakat bu plakaların birleştirilmesi ipek benzeri yapışkanlı bir
protein sayesinde mümkün olmaktadır.29
Bu kombinasyon iki yönlü bir sertlik sağlar.
Öncelikle sedef üzerine ağır bir yük konulduğunda oluşan kırıklar,
ince tabakalar boyunca ilerler fakat protein tabakalarını geçmeye
çalışırken yön değiştirirler. Bu, uygulanan kuvveti dağıtır ve böylece
kırılma durdurulmuş olur. İkinci bir güçlendirici faktör de, bir
kırık oluşunca, protein tabakalarının kırıklar boyunca gerilmesidir.
Bu gerilim sayesinde kırılmayı devam ettirecek olan enerji emilmiş
olur.30
Tuğlalardan örülmüş
bir duvar görünümündeki sedefin iç yapısı, organik bir harçla
sıkıştırılmış tabakalardan oluşur. Darbeyle oluşan çatlaklar,
bu harcı geçmeye çalışırken yön değiştirirler, böylece hızları
kesilerek bir süre sonra dururlar.31
|
İşte sedefin hasarı azaltan bu özel yapısı, pek çok bilim adamı
için de araştırma konusu olmuştur. Doğadaki malzemelerin böylesine
akılcı yöntemlerle dayanıklılık kazanmış olması, kuşkusuz, üstün
bir akıl sahibinin varlığına işaret etmektedir. Bu örnekten de anlaşılacağı
gibi Allah bizlere apaçık varlığının ve yaratmasındaki üstün güç
ve kudretinin delillerini sonsuz ilmi ve aklıyla göstermektedir.
Dolayısıyla buradaki tasarımın övgüsü de herşeyde olduğu gibi Allah'a
aittir. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz
Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır.
(Hac Suresi, 64)
AĞACIN SERTLİĞİ DİZAYNINDA SAKLI
Bitkisel
kompozitler diğer canlılardakinden farklı olarak, kolajenden çok
"selüloz" adı verilen bir maddeden oluşurlar. Ağacın sert ve dayanıklı
yapısı, ürettiği bu selüloz lifler sayesinde oluşur. Çünkü selüloz,
sert ve suda çözünemeyen bir maddedir. İşte tahtanın inşaatlarda
kullanılmasını avantajlı kılan da selülozun bu özelliğidir. "Gerilebilen
ve örneği bulunmayan" bir malzeme olarak tanımlanan selüloz, tahta
binaların asırlarca ayakta durmasında, binaların, köprülerin, mobilyaların
ve pek çok aletin yapımında diğer tüm malzemelerden daha fazla kullanılmaktadır.
Tahta, düşük hızdaki darbelerin enerjisini emerek,
oluşan hasarı belirli bir yerde sınırlandıran çok etkili bir maddedir.
Özellikle de darbenin tahtanın damarlarına dik açıyla geldiğinde
oluşan hasarın azaltılmasında çok daha iyi sonuçlar elde edilir.
Yapılan araştırmalarda tahta cinsleri arasında da dayanıklılık bakımdan
farklılıklar tespit edilmiştir. Bu konudaki belirleyici faktörlerden
ilki yoğunluktur. Daha yoğun olan tahtalar darbe sırasında daha
fazla enerji emerler. Damarların sayısı, boyutu ve dağılımı da tahtaya
uygulanan darbenin deformasyonunun azaltılmasında etkili olan faktörlerdir.32
Tahtanın tasarımı
örnek alınarak yapılan malzemelerin, kurşun-geçirmez giyimde
kullanılabilecek kadar dayanıklı olacağına inanılıyor.35
|
İkinci Dünya Savaşı'nın "Mosquito"ları -şimdiye
kadarki en çok hasar tolere edebilen uçaklar- hafif balsa tahtasının
daha yoğun olan kontrplak tabakaları arasında sıkıştırılmasından
yapılıyordu. Tahtanın sertliği, ona çok güvenli bir malzeme niteliği
kazandırır. Tahta kırılırken çatlamaları izleyebileceğiniz kadar
yavaş bir kırılma gerçekleşir ve bu özellik tedbir alınması için
vakit kazandırmış olur.33
Tahta, uç uca eklenmiş uzun, oyuk hücrelerin
oluşturdukları paralel kolonlardan oluşmuştur. Çevrelerinde ise
spiraller halinde selüloz lifler sarılıdır. Ayrıca bu hücreler kompleks
polimer yapıda reçineden yapılmış bir madde içindedir. Spiral olarak
sarılmış bu tabakalar hücre duvarının toplam kalınlığının %80'ini
oluşturur ve ana yükü çeken bileşen de bu kısımdır. Bir tahta hücresi
içe çöktüğünde, kendisini çevreleyen hücrelerden koparak darbenin
enerjisini emer. Çöküntüler lifler boyunca uzun bir çatlak oluşturdukları
halde tahta bozulmadan kalır. Tahta, kırık bile olsa belli bir miktardaki
yükü taşıyabilecek güçtedir. Tahtanın tasarımı taklit edilerek yapılan
bir materyal, günümüzde kullanılan diğer sentetik materyallerden
50 kat daha fazla dayanıklılık göstermiştir.34
Tahtanın bu dizaynı günümüzde de, mermi ve bomba gibi yüksek hızlı
ve tahribatı güçlü parçalara karşı koruma sağlamak için geliştirilen
maddelerde taklit edilmektedir.
Buraya kadar verilen birkaç örnekte de görüldüğü gibi, doğadaki
malzemeler, son derece akılcı tasarımlara sahiptir. Bir sedefin
ya da bir tahtanın böylesine dayanıklı olması, özel yapılarının
bulunması tesadüf eseri değildir. Açıkça görülmektedir ki, söz konusu
malzemelerde bilinçli bir tasarım vardır. Her detay -katmanların
inceliği, sıklığı, damarların sayısı, dizilimi vs.- bu dayanıklılığı
sağlamak üzere özel olarak planlanmış ve kusursuz bir düzenle yaratılmıştır.
Allah, bir Kuran ayetinde etrafımızda bulunan herşeyi Kendisinin
yarattığını şöyle bildirir:
Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah,
herşeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)
ÖRÜMCEKLERİN İPEĞİ ÇELİKTEN DAHA SAĞLAM
Doğada pek çok böcek ipek üretir ama örümceğin ürettiği ipek diğerleri
ile kıyaslandığında büyük farklılıklar sergiler.
Bilim
adamlarına göre örümcek ağı yeryüzündeki en sağlam malzemelerden
biridir. Bununla birlikte örümcek ağının özelliklerinin hepsi sayılacak
olursa çok uzun bir liste elde edilebilir. Fakat bu listedeki birkaç
madde bile bilim adamlarının bu konuda ne kadar haklı olduklarını
ortaya koymaktadır. Örümcek ipeğinin özelliklerinden birkaçını şöyle
sıralayabiliriz:36
- Örümceklerin ürettiği ve çapı bir milimetrenin
binde birinden daha küçük olan ipek ipliği, aynı kalınlıktaki
çelik telden beş kat daha sağlamdır.
- Kendi uzunluğunun dört katı kadar esneyebilir.
- İpek aynı zamanda son derece hafiftir. Bu hafifliği
şöyle bir örnekle de tarif edebiliriz: Dünyanın çevresi boyunca
uzatılacak bir ipek ipliğinin ağırlığı sadece 320 gram gelir.
Bu özellikler tek tek bazı malzemelerde bulunabilir. Ancak hepsinin
birarada bulunması son derece özel bir durumdur. Çünkü hem sağlam
hem esnek bir malzeme bulabilmek oldukça zordur. Örneğin çelik halat
en sağlam malzemelerden biridir. Fakat kauçuk halatlar gibi esnek
olmadıklarından zamanla deforme olurlar. Kauçuk halatlar da kolay
kolay deforme olmamalarına rağmen yeterince dayanıklı olmadıkları
için ağır yükleri kaldıramazlar.

Şöyle bir düşünelim… Küçücük bir canlının ürettiği ip, nasıl oluyor
da insanoğlunun yüzyıllarca edindiği bilgi birikimiyle yaptığı kauçuk
halatlardan daha üstün özellikler taşıyabiliyor?
Örümcek ipliğini bu kadar üstün yapan şey, ipeğin kimyasal yapısında
ve üretim merkezinde gizlidir. Örümcek ipliklerinin hammaddesi,
örgülü helezonik amino asit zincirlerinden oluşan "keratin" adlı
proteindir. Keratin; saç, tırnak, tüy, deri gibi birbirinden çok
farklı maddelerin yapı taşıdır ve oluşturduğu tüm maddelerde koruyucu
özelliği ile ön plana çıkar. Ayrıca keratinin esnek hidrojen bağlarla
bağlanmış amino asitlerden oluşması, bu maddelere çok esnek olma
özelliğini kazandırır.
Bu esneklik Amerika'nın ünlü bilim dergilerinden Science News'de
şöyle bir benzetme ile tarif edilmiştir:
İnsan ölçülerine göre, balık ağı boyutlarındaki
bir örümcek ağı, bir yolcu uçağını yakalayabilir.37
Örümceğin ipek üretim bölgesinden
ayrıntılı bir görünüm.
|
Örümceklerin kuyruklarında altı bölümden oluşan
ve ipek kesesi denilen bir bölge vardır. Keselerin her birinde farklı
salgılar üretilir. Bu keselerin salgıları değişik kombinasyonlarda
birleşerek farklı türdeki ipek ipliklerini meydana getirirler. Keseler
arasında ise büyük bir uyum vardır. İpek üretimi sırasında örümceğin
vücudunda bulunan ve son derece gelişmiş özelliklere sahip olan
pompalar, vanalar ve basınç sistemleri kullanılır. Üretilen ham
ipek, musluk gibi çalışan bölümlerden lif şeklinde dışarı akıtılır.38
Örümcek bu muslukların püskürtme basıncını da dilediği şekilde
değiştirebilir. Bu, son derece önemli bir özelliktir. Çünkü bu işlem
sayesinde sıvı keratini oluşturan moleküllerin yapısı da değişmiş
olur. Valfler üzerindeki kontrol mekanizması sayesinde iplik üretilirken
ipliğin çapı, direnci ve elastikiyeti de değiştirilebilir. Böylece
ipeğin kimyasal yapısı değiştirilmeden ipliğe istenilen fiziksel
özellikler kazandırılır. Eğer iplik üzerinde daha köklü bir değişim
isteniyorsa bir başka bezin kullanımına geçilmesi gerekmektedir.
Salgılanan farklı özelliklere sahip iplikçikler arka ayakların mükemmel
kullanımı sayesinde istenilen doğrultuya yönlendirilir.
Örümcekteki bu kimyasal mucizeyi tam olarak taklit etmek mümkün
olduğunda, gerektiği kadar esneyebilen emniyet kemerleri, son derece
sağlam dikişler, iz bırakmayan ameliyat iplikleri, çok hafif kablolar,
kurşun geçirmez kumaşlar gibi çok sayıda faydalı malzemenin üretimi
yapılabilecektir. Üstelik bu malzemelerin üretiminde zararlı ve
zehirli madde de kullanılmamış olacaktır.
Örümcekler avlarını yakalamak için
son derece nitelikli ağlar kurarlar. Ağ, havada uçan bir sineğin
hareket enerjisini emerek durdurabilecek mükemmel bir tasarıma
sahiptir. Uçak gemilerinde güverteye inen uçakları yakalamak
için kullanılan gergin teller de örümceğin kullandığı sistemle
benzeşir. Bu teller, 250 km/s hızla inen, tonlarca ağırlıkta
bir uçağın kinetik enerjisini, tıpkı ağın yaptığı gibi güvenli
bir şekilde emerek durdurur.
|
Örümceklerin ürettikleri ipekler olağanüstü özelliklere
sahip yapı malzemeleridir. Gerilme esneklikleri çok fazla olduğundan
örümcek ipeğini koparmak için gereken enerji benzer diğer biyolojik
materyalleri koparmak için gereken enerjiden on kat daha fazladır.39
Örümceğin ürettiği ipi parçalamak, aynı kalınlıktaki naylon bir
ipi parçalamaktan çok daha fazla güç sarf etmeyi gerektirir. Örümceğin
böylesine sağlam bir iplik üretebilmesinin başlıca sebeplerinden
biri, temel protein bileşenlerinin kristalleşmesini ve katlanmasını
kontrol ederek düzenli bir yapıda yardımcı bileşikler eklemeyi başarmasıdır.
Örgü maddesi sıvı kristal olduğundan, örümcekler bu esnada minimum
kuvvet harcarlar.
Örümceklerin yaptıkları ipek, bilinen doğal ya da sentetik liflerden
çok daha güçlüdür. Ayrıca örümceğin ürettiği ipeği, ipek böceklerindeki
gibi direkt olarak alıp kullanmak mümkün değildir. Bu nedenle kullanım
için mevcut alternatif "yapay üretim"dir. Araştırmacılar da, öncelikle
örümceğin ipeğini sonra da bu ipeğin nasıl üretildiğini çok kapsamlı
olarak araştırmaktadırlar. Araneus diadematus adı verilen bahçe
örümceği üzerinde çalışan Dr. Fritz Vollrath, bu yöntemin önemli
bir bölümünü keşfetmeyi başarmıştır. Vollrath araştırmalarının sonuçlarını
şöyle anlatır:
Doğayı ve tüm canlıları
yaratan Allah'ın ilminin ne kadar büyük olduğunu anlamak için
sadece şu örnek bile yeterlidir: Örümcekler çelikten 5 kat
daha sağlam ipek ipliği üretirler. Bizim en yüksek teknoloji
ürünümüz olan Kevlar ise, yüksek sıcaklıklarda, petrol türevi
malzeme ve sülfürik asit kullanılarak yapılır. Bu üretim sırasında
enerji girdisi aşırı derecede yüksektir ve oluşan yan ürünler
de çok zehirlidir. Üstelik sağlamlık açısından Kevlar, örümcek
ipliğine göre zayıftır.41
|
Örümcekler ipeklerini, asitleyerek sertleştiriyorlardı.
İpek, oluştuğu kanala girmeden önce, sıvı proteinlerden oluşuyordu.
Kanalın içinde özel hücreler, ipek proteinlerindeki suyu kendilerine
çekiyorlardı. Hidrojen atomları ise diğer bir kanalda pompalanan
suyu alıyor ve bir asit havuzu oluşturuyordu. İpek proteinleri asit
ile biraraya geldiğinde de, birinden diğerine bir köprü oluşturuyordu.
Böylece son derece kuvvetli bir ipek oluşuyordu. Örümceğin ipeği,
kurşun geçirmez yeleklerde, bisiklet kasklarında kullanılan ve bir
tür plastik olan "kevlar" ile karşılaştırıldığında on kat daha sağlamdır.40
Bilim adamlarının ileri teknolojinin imkanlarını kullanarak elde
ettikleri Kevlar, insan yapımı en güçlü sentetiktir. Fakat örümceğin
ipeği Kevlardan çok daha üstün özelliklere sahiptir. Örneğin sağlamlığının
yanı sıra örümcek ipeğinin yeniden işlenip tekrar tekrar kullanılması
da mümkündür.
Eğer bilim adamları örümceğin iç işlemlerini başarılı bir şekilde
kopyalamayı başarabilir, protein katlanmasının kusursuz olmasını
sağlayabilir ve örgü maddesinin gen dizilim bilgisini ekleyebilirlerse
çok özel özellikleri olan ipek temelli ipleri endüstriyel olarak
üretmeleri mümkün olabilecektir. Bu nedenle örümcek ipliğindeki
örme işleminin ne şekilde olduğu anlaşılabilirse, insan yapımı materyallerdeki
başarının da artacağı düşünülmektedir.
Bilim adamlarının seferber olup araştırdıkları
örümcek ipliği, 380 milyon yıldan beri örümcek tarafından kusursuzca
örülmektedir.42 Bu durum, kuşkusuz Allah'ın kusursuz
yaratışının delillerinden biridir. Şüphesiz bu olağanüstü olayların
hepsi de Allah'ın kontrolündedir ve O'nun izniyle gerçekleşmektedir.
Bu gerçek, bir ayette şöyle belirtilir:
... O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir
canlı yoktur… (Hud Suresi, 56)
Örümceğin İplikçik Üretme Mekanizması Tekstil Makinalarından
Daha Üstün
Her örümcek, farklı işlevler için farklı niteliklere
sahip iplikler üretir. Diatematus isimli örümcek, karnındaki salgı
bezlerini kullanarak yedi farklı tipte ipek üretebilir. Bu üretim
metodunun benzerleri günümüzde birçok tekstil makinesinde kullanılmaktadır.
Ancak bu örümcekteki birkaç milimetreküplük üretim yeri, tekstil
makinelerinin devasa boyutları ile kıyas bile kabul etmez. Örümceğin
bir başka üstünlüğü ise ürettiği ipliğin tamamen geri dönüşümlü
olmasıdır. Örümcek bozulan ağını yiyerek yeniden iplikçik üretebilir.

18 http://www.
biomimicry. org/reviews_text. html; David Perlman, San Francisco
Chronicle, November 30, 1997
19 "Malzeme Biliminin Önderlerinden İlhan
Aksay", Bilim ve Teknik, Şubat 2002 s.92
20 www.princeton.edu/.../publicity/ PAW19980128/0128feat.htm
21 "Malzeme Biliminin Önderlerinden İlhan
Aksay", Bilim ve Teknik, Şubat 2002 s.93
22 "Malzeme Biliminin Önderlerinden İlhan
Aksay", Bilim ve Teknik, Şubat 2002 s.93
23 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.38
24 "Malzeme Biliminin Önderlerinden İlhan
Aksay", Bilim ve Teknik, Şubat 2002 s.93
25 Bilim ve Teknik, Şubat 1995, s.38
26 http://www. watchtower. org/library/g/2000/1/22/article_02.
htm
27 Janine M.Benyus, Biomimicry, Innovation Inspired
By Nature, William Morrow and Company Inc. , New York, 1998, s.99-100
28 http://www. watchtower. org/library/g/2000/1/22/article_02.
htm
29 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.38
30 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.39
31 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.40
32 http://www. rdg. ac. uk/AcaDepts/cb/97hepworth.
html
33 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.39
34 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s.40
35 Julian Vincent, New Scientist, "Tricks
of Nature", 17 August 1996, vol.151, No.2043, s. 40
36 Structure and Properties of Spider Silk",
Endeavour, Ocak 1986, sayı 10, s.42
37 http://www. watchtower. org/library/g/2000/1/22/article_02.
htm
38 Fritz Vollrath & David P.Knight, Nature,
29 March 2001, 541-548
39 http://iago. stfx. ca/people/edemont/abstracts/spider.
html
40 http://faculty. washington. edu/yagerp/silkprojecthome.
html;Gosline, J.M. , M.E.Demont, et al.(1986)."The structure
and properties of silk. " Endeavour 10(1): 37-43
41 http://www.yourplanetearth.org/terms/details.php3?term=Biomimicry
42 http://faculty. washington. edu/yagerp/silkprojecthome.
html; [(1) Shear, W.A. , J.M.Palmer, et al.(1989)."A Devonian
Spinneret: Early Evidence of Spiders and Silk Use. " Science
246:479-481.

BİYOMİMETİK
NEDİR?
AKILLI MALZEMELER
BİTKİLERDEKİ TASARIMLAR VE BİYOMIMETİK
DOĞADAKİ VİTES KUTULARI VE JET
MOTORLARI
CANLILAR VE UÇUS TEKNOLOJİSİ
HAYVANLARDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ
TEKNOLOJİDEN ÜSTÜN ORGANLAR
BİOMIMETİK VE MİMARİ
CANLILARI TAKLİT EDEN ROBOTLAR
DOĞADAKİ TEKNOLOJİ

Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
www.harunyahya.org
|