|
Evrimciler, mükemmel bir yaratılışa sahip olan kuşların bir şekilde evrimleşmiş olmaları
gerektiğine inandıkları için, bu canlıların sürüngenlerden geldiklerini
iddia ederler. Oysa, kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya
sahip olan kuşların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeli
ile açıklanabilir durumda değildir. Her şeyden önce kuşu kuş yapan
en önemli özellik, yani kanatlar, evrim için çok büyük bir çıkmazdır.
Türk evrimcilerden Engin Korur, kanatların evrimleşmesinin imkansızlığını
şöyle itiraf eder:
"Gözlerin ve kanatların ortak özelliği ancak bütünüyle gelişmiş
bulundukları takdirde vazifelerini yerine getirebilmeleridir. Başka
bir deyişle, eksik gözle görülmez, yarım kanatla uçulmaz. Bu organların
nasıl oluştuğu doğanın henüz iyi aydınlanmamış sırlarından birisi
olarak kalmıştır." 17
Görüldüğü gibi, kanatların bu kusursuz yapısının nasıl olup da
birbirini izleyen tesadüfi mutasyonlar sonucunda meydana geldiği
sorusu tümüyle cevapsızdır. Bir sürüngenin ön ayaklarının, genlerinde
meydana gelen bir bozulma (mutasyon) sonucunda nasıl kusursuz bir
kanada dönüşeceği asla açıklanamamaktadır.
Ayrıca, bir kara canlısının kuşa dönüşebilmesi için sadece kanatlarının
olması da yeterli değildir. Kara canlısı, kuşların uçmak için kullandıkları
diğer birçok yapısal mekanizmadan yoksundur. Örneğin, kuşların kemikleri
kara canlılarına göre çok daha hafiftir. Akciğerleri çok daha farklı
bir yapı ve işleve sahiptir. Değişik bir kas ve iskelet yapısına
sahiptirler ve çok daha özelleşmiş bir kalp-dolaşım sistemleri vardır.
Bu mekanizmalar, yavaş yavaş, "birikerek" oluşamaz. Kara canlılarının
kuşlara dönüştüğü teorisi bu nedenle tamamen bir safsatadır.
KUŞ TÜYLERİNİN YAPISI
Kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini iddia eden evrim teorisi,
bu iki ayrı canlı sınıfı arasındaki dev farkları asla açıklayamamaktadır.
Kuşlar; içi boş hafif kemiklerden oluşan iskelet yapıları, kendilerine
özgü akciğer sistemleri, sıcakkanlı metabolizmaları gibi özellikleriyle
sürüngenlerden çok farklıdır. Kuşlarla sürüngenlerin arasına aşılmaz
bir uçurum koyan bir başka özellik ise, tamamen kuşlara has bir
yapı olan tüylerdir.
Tüyler kuşları bu kadar ilginç kılan estetik unsurlardan en önemlisidir.
"Tüy gibi hafif" sözü tüyün o zarif yapısındaki mükemmelliği açıklar
niteliktedir.
Temelde protein yapısına sahip olan tüyler keratin adı verilen
bir maddeden yapılmıştır. Keratin, derinin alt tabakalarındaki yaşlı
hücrelerin besin ve oksijen kaynaklarından uzaklaşarak ölmesi ve
yerlerini genç hücrelere terk etmesi sonucu oluşan sert ve dayanıklı
bir maddedir.
Kuş tüylerindeki tasarım hiçbir evrimsel süreçle açıklanamayacak
kadar komplekstir. Ünlü kuş bilimci Alan Feduccia, "tüylerin her
özelliği aerodinamik fonksiyona sahiptir. Hafiftirler, kaldırma
kuvvetleri vardır ve kolaylıkla eski biçimlerine dönebilirler" der.
Feduccia, evrim teorisinin çaresizliğini ise şöyle kabul eder:
Uçmak için böylesine tasarlanmış bir organın, nasıl olup da ilk
başta başka bir amaca yönelik olarak ortaya çıktığını anlayamıyorum.
18
Tüylerdeki bu yaratılış, Charles Darwin'i de çok düşündürmüş, hatta
tavus kuşu tüylerindeki mükemmel estetik kendi ifadesiyle Darwin'i
"hasta etmiş"ti. Darwin, arkadaşı Asa Gray'e yazdığı 3 Nisan 1860
tarihli mektupta "gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu.
Ama kendimi zamanla bu probleme alıştırdım" dedikten sonra şöyle
devam ediyordu:
Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız
ediyor. Örneğin bir tavus kuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse
hasta ediyor. 19
Tüycükler ve Çengeller
 Eğer bir kuş tüyünü mikroskop altına alır ve incelersek, karşımıza
olağanüstü bir yaratılış çıkar. Tüylerin ortasında hepimizin bildiği
uzun ve sert bir boru vardır. Bu borunun her iki tarafından yüzlerce
tüy çıkar. Boyları ve yumuşaklıkları farklı olan bu tüyler kuşa
aerodinamik özellik kazandırır. Ancak daha da ilginç olanı, bu tüylerin
herbirinin üzerinde de, "tüycük" denilen ve gözle görülemeyecek
kadar küçük olan çok daha küçük tüylerin bulunmasıdır. Bu tüycüklerin
üzerinde ise "çengel" adı verilen minik kancalar vardır. Bu kancalar
sayesinde her tüycük birbirine sanki bir fermuar gibi tutunur. Bu
muhteşem yaratılışı daha yakından görmek için turna kuşunun tüylerinin
yalnızca birisini ele alalım. Bu tek tüyün üzerinde, tüy borusunun
her iki yanında uzanan 650 tane incecik tüy vardır. Bunların her
birinde ise 600 adet karşılıklı tüycük bulunur. Bu tüycüklerin her
biri ise, 390 tane çengelle birbirlerine bağlanır. Çengeller bir
fermuarın iki tarafı gibi birbirine kenetlenmiştir. Birbirine çengellerle
kenetlenen tüycükler, o kadar bitişiktir ki, duman üflendiği takdirde
bile aralarından geçemez. Çengeller herhangi bir şekilde birbirinden
ayrılırsa, kuşun bir silkinmesi veya daha ağır hallerde gagasıyla
tüylerini düzeltmesi tüylerin eski haline dönmesi için yeterlidir.
Kuşlar hayatlarını devam ettirebilmek için tüylerini daima temiz,
bakımlı ve her an kullanıma hazır tutmak zorundadır. Tüylerin bakımı
için kuyruklarının dibinde bulunan yağ keselerini kullanır. Gagalarıyla
bu yağdan bir miktar alarak, tüylerini temizler ve parlatır. Bu
yağ, yüzücü kuşlarda, suyun içinde veya yağmur altındayken suyun
deriye ulaşmasına engel olur.
Dahası kuşlar tüylerini kabartarak, soğuk havalarda vücut ısılarının
düşmesini engeller. Sıcak havalarda ise tüylerini vücutlarına yapıştırarak,
vücutlarının serin kalmasını sağlar. 20
Tüy Tipleri
Vücudun çeşitli yerlerinde bulunan tüylerin her birinin görevi
farklıdır. Kuşun karnındaki tüyle kanat ve kuyruk tüyleri birbirinden
farklı özelliklere sahiptir. Büyük tüylerden meydana gelen kuyruk
tüyleri dümen ve fren görevini yerine getirir. Kanat tüyleri ise,
kanat çırpma esnasında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma
kuvvetini artıracak bir yapıdadır. Kuşun kanadını aşağı doğru çırpması
sırasında, tüyler birbirlerine yakın duruma gelerek, aralarından
hava sızması engellenir. Kanatların yukarıya doğru kalkışı esnasında
ise tüyler iyice açılarak aralarından havanın geçmesine elverişli
bir pozisyon alır. 21 Kuşlar,
uçabilme yeteneklerini koruyabilmek için belirli dönemlerde tüy
döker. Yıpranmış ya da yırtılmış büyük tüyler, görevlerini tam olarak
yerine getiremedikleri için hızla yenilenir.
|
Kanatlardaki Sanat
Tüylerin işlevleri çok çeşitlidir.
Kanatlarda bulunan telekler, hayvanın uçmasına yarar.
Kuyruğu oluşturan kuyruk teleği ise, bir
dümen görevi görür ve kuşun yere konarken fren yapmasını sağlar.
Baş, gövde ve kanatlar üzerindeki tüyler kuşları suya ve soğuğa
karşı korur.
Ayrıca kuşun havanın içinde süzülmesini
de kolaylaştırır. Kanattaki kıvrım sebebiyle, hava tarafından
uygulanan basınç üst yüzeyde daha zayıftır, bu da kuşun yükselmesini
sağlar.
Eğer kanat fazla eğimli ise, hava akımının
üst kısma uyguladığı artan basınç, aşağıya doğru bir güç oluşturur.
Böylece kuş irtifa kaybeder.
Albatros uzun ve dar kanatları sayesinde
okyanusların üzerinde uçabilir. Doğan ise geniş kanatları
sayesinde sıcak hava akımlarından kolaylıkla yararlanabilir.
Bunun yanınıda keçicağan kuşunun dalgalı kanatları onun çok
hızlı uçmasını sağlar. Uçucu kuşların uzun süre havada kalabilmelerini
sağlayan şey, kanatlarındaki dalgalı yapıdır.
Kuşların çoğu uçabilir, fakat hepsi aynı şekilde hareket etmez.
Bazıları o kadar iyi birer uçucudur ki neredeyse yerin hemen
üzerinde uçabilir. Kanatların biçimi ise bu uçuş tirleriyle
bağlantılıdır.
|
UÇUŞ MAKİNESİNİN ÖZELLİKLERİ
Kuşları incelediğimizde, vücutlarının tüm özelliklerinin uçuş için
özel olarak tasarlandığını görürüz. Öz kütlenin düşürülmesi ve böylece
ağırlığın azaltılması için kemiklerin içi boş olarak yaratılmış
ve vücuda hava keseleri yerleştirilmiştir. Dışkının katı olmayıp
yarı sıvı olması vücutta gereksiz su tutulmasını ve böylece ağırlığın
artmasını engeller. Tüyler de hacimlerine karşılık son derece hafif
yapılardır.
Kuşlardaki bu özel yapıları sırayla inceleyelim.
1- İskelet
Kuş kemiklerinin içi boş olmasına rağmen, iskelet, hayvanın sahip
olduğu kuvvete oranla fazlasıyla güçlüdür. Örneğin 18 cm. uzunluğundaki
kocabaş kuşu, bir zeytin çekirdeğini kırmak için gagasıyla ona 68,5
kg.lık bir basınç uygulayabilir. Kara canlılarınınkinden daha "derli-toplu"
bir yapıya sahip olan kuş iskeletinde omuz, kalça ve göğüs kemerleri
birbirine kaynaşmış bir şekilde birleşiktir. Bu yaratılış kuşa daha
sağlam bir yapı kazandırmaktadır. İskeletin bir başka özelliği,
başta belirttiğimiz gibi diğer bütün omurgalı canlıların iskeletinden
hafif olmasıdır. Örneğin bir güvercinin iskeleti, hayvanın vücut
ağırlığının toplamının sadece % 4.4'ünü oluşturmaktadır. Bir Fregat
kuşunun kemiklerinin toplamı ise 118 gr gelmektedir ve bu miktar,
hayvanın tüylerinin toplam ağırlığından daha azdır.
2- Solunum Sistemi
Kara canlılarıyla kuşların solunum sistemleri de birbirlerinden
tamamen farklı prensiplerle çalışır. Bunun sebebi kuşların oksijen
ihtiyacının kara canlılarına göre çok daha fazla olmasıdır. Örneğin,
bir kolibri kuşunun oksijen ihtiyacı bir insanınkinin neredeyse
20 katıdır. Dolayısıyla, bir kara canlısının akciğeri, kuşun ihtiyacı
olan yeterli oksijeni sağlayamaz. Bu nedenle, kuşların akciğerleri
çok farklı bir yapıyla yaratılmıştır.
Kara canlılarının akciğerleri "çift yönlü" bir yapıya sahiptir:
Nefes alma sırasında, hava akciğerdeki dallanmış kanallar boyunca
ilerler ve küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit
alışverişi burada gerçekleştirilir. Ancak daha sonra, kullanılmış
olan bu hava, tam ters yönde hareket eder ve geldiği yolu izleyerek
akciğerden çıkar, ana bronş yoluyla da dışarı atılır.
Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek yönlü" hareket eder.
Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır ve
hava daimi olarak akciğer içinde tek yönlü olarak akar. Böylece
kuş, havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun
yüksek enerji ihtiyacı karşılanmış olur. Bu durumu konunun uzmanı
H.R.Duncker şöyle ifade eder:
"Kuşlarda ana bronş, akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır.
Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek,
havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak
sistemi meydana getirirler... Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve
genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki
bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu
sistem bütün kuş türlerinde aynıdır." 22
Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar
mükemmel bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar:
"Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin, azar azar küçük
değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası,
düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir. Solunum faaliyetinin bu
evrim süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın hayatını sürdürmesi
için gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır.
Kuş akciğeri de, içinde dallanmış olan parabronşlar ve bu parabronşlara
hava sağlanmasını garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte
en üst düzeyde gelişmiş olana kadar ve beraberce, iç içe geçmiş
mükemmel bir şekilde işlevini yapana kadar, bir solunum organı olarak
görev yapamaz." 23
Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş, ara geçiş
safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması
sebebiyle mümkün değildir. Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç
dakikadan fazla yaşayamaz. Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen
kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca yılı yoktur.
Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı, uçuş için gerekli olan yüksek
miktarda oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik, çok mükemmel bir
yaratılışın varlığını göstermektedir. Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin
bilinçsiz mutasyonların amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek
için, biraz sağduyu yeterlidir. Açıktır ki kuş akciğeri, canlıların
Allah tarafından yaratıldıklarının sayısız delilinden sadece biridir.
|
KUŞLARA ÖZEL AKCİĞER
Kuşlar, sözde ataları
olan sürüngenlerden çok farklı bir anatomiye sahiptir.
Kuş akciğerleri, kara canlılarına tamamen ters biçimde
işler. Kara canlıları havayı aynı nefes borusundan alır
ve verir. Kuşlarda ise hava akciğere ön taraftan girerken
arka taraftan dışarı verilir. Uçuş sırasında çok yüksek
miktarda oksijene ihtiyaç duyan kuşlar için böyle özel
bir "tasarım" yapılmıştır. Böyle bir yapının sürüngen
akciğerinde evrimleşerek ortaya çıkması ise imkansızdır. |
Kuş akciğerindeki tek yönlü hava
hareketi, hava kesecikleri sistemiyle sağlanır. Akciğerin
çevresinde bulunan bu kesecikler önce havayı içlerine
toplar, sonra da düzenli olarak akciğerin içine pompalar.
Böylece akciğerin içinden sürekli olarak temiz hava
geçirilmiş olur. Kuşların yüksek oksijen gerekisinimi
için böylesine kompleks bir solunum sistemi yaratılmıştır.
|
|
3-Denge Sistemi
Allah tüm canlılar gibi kuşları da kusursuz bir biçimde yaratmıştır.
Bu gerçek, her detayda kendini belli eder. Kuşların vücutları uçuştaki
muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir yaratılışla var
edilmiştir. Hayvanın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek
için, kafası özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının
ağırlığı, vücut ağırlığının yalnızca %1' ini oluşturur.
Tüylerin aerodinamik yapısı da kuşların denge sistemindeki önemli
bir özelliktir. Özellikle kanat ve kuyruk bölgelerindeki tüyler,
kuşa çok etkili bir denge sistemi sağlar.
Bu özellikler, bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km. hızla
avına dalarken, hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar.
4- Güç ve Enerji Problemi
Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç,
ister biyoloji, ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin,
"enerjinin korunumu prensibi"ne uygun olarak gelişir. Bunu özetle
"belli bir işin yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir"
şeklinde de anlatabiliriz
Görmedin
mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar,
gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını
ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini
bilendir.
(Nur Suresi, 41)
|
.Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini, kuşların
uçuşunu gözlemlediğinizde bulabilirsiniz. Göçmen kuşların, uçuşa
başlamadan önce, yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda
enerji depolamaları şarttır. Buna karşın, uçmanın bir diğer şartı
da mümkün olduğunca hafif olabilmektir. Uçabilmek için, bedeli ne
olursa olsun fazla kilolardan kaçınılmalıdır. Bu arada yakıtın da
mümkün olduğunca verimli olması şarttır. Yani yakıt minimum ağırlıkta
tutulurken, verdiği enerjinin maksimum olması gereklidir. Bunların
hepsi kuşlar için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir.
|

Serçenin kalbi dakikada 460 defa çarpar. Vücut sıcaklığı ise
42 derecedir. Bir kara omurgalsına ölüm getirecek olan bu
vücut ısısı, gücü artıran bir etken olarak kuşlar için hayati
önem taşır. Kuşların uçuş sırasında ihtiyaç duydukları büyük
enerji, bu hızlı metabolizma sayesinde sağlanmaktadır.
|
İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir. Eğer kuş
çok yavaş uçacak olsa, havada asılı kalması için çok enerji sarf
etmesi gerekecektir.
Çok hızlı uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini
aşmak için çok yakıt tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakıtın
en az tüketilmesi için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini
görürüz. Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki, iskeletlerinin
ve kanatlarının aerodinamik yapılarındaki farklılar nedeniyle her
kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir.
Bu enerji sorununu altın yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva)
üzerinde inceleyelim: Bu kuş, kışı geçirmek için her yıl Alaska'dan
Hawaii'ye göç eder. Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde
hiç ada bulunmaz. Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir
dinlenme imkanı yoktur. Varış, başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır
ve bu mesafe aralıksız yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir.
Yolculuğun tümü 88 saaten fazla sürer.
Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır. Bunun 70 gramı,
yolda yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur. Ancak kuş bilimciler,
bir altın yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi
tespit etmiş ve kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı
sonucuna varmışlardır. Yani kuşun 12 gramlık bir açığı vardır ve
hesaplara göre Hawai'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin
bitmesi ve denize düşmesi gerekmektedir.
Onlar,
üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar
mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor.
Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.
(Mülk Suresi, 19)
|
Ama bu hesaba rağmen altın yağmur kuşları hiçbir zaman denize düşmez
ve her sene başarıyla Hawai'ye ulaşır. Peki bu canlıların sırrı
nedir?
Bu kuşları yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak
ve verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir. Kuşlar gelişigüzel
bir şekilde değil, sürü halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir
sıraya girer ve havada bir "V" şekli oluşturur. Bu V şekli, karşılaştıkları
hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, kuşlar
bu sayede yaklaşık % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde,
yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu
artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi
durumunda kullanılacak yedek yakıttır. 24
MÜKEMMEL UÇUŞ TEKNİKLERİ
Albatroslardan akbabalara kadar tüm kuşlar, rüzgardan yararlanmalarını
sağlayacak uçuş yöntemleri ile birlikte yaratılmıştır.
Uçmak çok fazla enerji gerektiren bir iştir. Bunun için kuşlar,
gelişmiş göğüs kasları, büyük bir kalp ve hafif bir iskelete sahip
bir bedenle yaratılmıştır. Kuşlardaki üstün yaratılış örnekleri
sadece bedenleri ile sınırlı değildir. Çoğu kuşa uçmak için gerekli
olan enerjiyi azaltacak yöntemler de ilham edilmiştir.
Kerkenez, Avrupa, Asya ve Afrika'da çok bilinen yırtıcı bir kuştur.
Kerkenezin çok ilginç bir özelliği vardır: Rüzgarla karşılaştığı
zaman kafası görünmeyen bir el ile tutuluyormuşçasına tamamen hareketsiz
kalır. Gövdesi rüzgara göre yalpalanmasına rağmen, kafası sabittir.
Bu sayede kuşun görüş yeteneği her türlü sarsıntıya rağmen hep mükemmeldir.
Bu yöntem savaş gemilerinde kullanılan ve denizdeki çalkantılara
rağmen silahları hedefe bağlı tutan jiroskoba benzemektedir. Bu
neden kerkenezin kafası, bilim adamlarınca "jirostabilize kafa"
olarak adlandırılır. 25
Zamanlama Tekniği
Kuşlar uçarak avlanma sürelerini azami verim alacak şekilde düzenler.
Kerkenezlerin ana besin kaynağı tarla faresidir. Tarla faresi toprağın
altındaki oyuklarda yaşar ve beslenmek için her iki saatte bir yeryüzüne
çıkar. Kerkenezler de avlanmalarını tarla faresinin beslenme vaktine
göre ayarlar. Gündüz avlanmalarına karşın, avlarını bekletir ve
akşam karanlığında yerler. Bu sayede gün boyunca boş mide ile uçar
ve dolayısıyla ağırlıklarını azaltmış olur. Bu yöntem uçuş için
harcanan enerjiyi azaltır. Kerkenezin bu sayede %7'lik bir enerji
tasarrufu yaptığı hesaplanmıştır. 26
Rüzgarda Süzülme
Kerkenezler avlanırken, harcadıkları enerjiyi rüzgarı kullanarak da
azaltır. Kanatları üzerindeki hava akımını artırmak için rüzgarda
süzülür ve eğer yeterli rüzgar varsa havada kanatları açık şekilde
"asılı" kalabilir. Hava akımının yerden yukarıya doğru olması da
onlara ayrı bir avantaj sağlayacaktır.
Hava akımlarından yararlanarak enerji sağlayıp, bunu uçarken kullanmaya
"süzülme" denir. Kerkenez, bu yeteneğe sahip birçok kuştan sadece
biridir. Süzülebilme özelliği bu türlerin havadaki üstünlüğünün
bir işaretidir.
Süzülerek uçuşun başlıca iki yararı vardır.
Birincisi, yiyecek ararken ya da avlanma alanını diğer kuşlardan
korurken, havada kalabilmek için gerekli enerjiyi azaltır. İkincisi,
kuşa çok daha uzun uçuşlar yapabilme olanağı verir. Süzülerek uçan
bir martı, kanat çırparken harcadığı enerjinin %70'ini tasarruf
eder. 27
Hava Akımlarından Gelen Enerji
Bir kuş, hava akımlarından farklı şekillerde enerji elde edebilir:
Bir yamaçtan süzülen kerkenezin ya da denize inen sarp kayalıklardan
aşağıya süzülen bir martının yukarı çıkan hava akımını kullanarak
yaptığı uçuşlar "eğimli süzülme" diye adlandırılır.
Bir tepenin üzerinden kuvvetli bir rüzgar estiği zaman, hava akımı
hareketsiz dalgalar şekline dönüşür. Kuşlar bu dalgaları kullanarak
da dalga süzülmesi yapabilir.
Sümsükkuşu ve diğer deniz kuşları, adaların neden olduğu bu çeşit
hareketsiz dalgaları kullanır. Ender olarak kuşlar, gemilerin üzerinde
süzülen martıların yaptığı gibi, daha küçük engellerin oluşturduğu
havayı kullanarak da süzülür.
Kuşun yukarı doğru süzülmesini sağlayan akımlar, daha çok hava
cephelerinde görülür.

Kanat açıklığı 3 metreyi bulan
albatros dünyanın en büyük kuşlarından biridir. Böylesine
büyük bir gövdenin uçması için de büyük bir enerjiye
gereksinim vardır. Ancak Albatros eğimli süzülme metoduyla
kanat çırpmadan ustaca uçabilir. Bu uçuş tekniği, canlıya
büyük bir enerji tasarrufu sağlamaktadır.
|
Skimmer kuşu, suyla temas ettiğinde
tüylerinin birbirine yapışmasını önleyen yağdan yoksundur.
Bu nedenle diğer su kuşları gibi avlanmak için dalış
yapmaz. Ancak alt gagası üsttekinden daha uzun olarak
yaratılmıştır ve uçları dokunmaya karşı hassastır. Öte
yandan kanatları öyle tasarlanmıştır ki, suyun hemen
üstünde hiç kanat çırpmadan uzunca bir süre süzülebilir.
Alt gagasını suya sokarak bu teknikle uçar. Gagasına
bir av temas ettiğinde ise hemen onu yakalar.
|

Yaban kazları 8000 metre yükseklikte
uçabilir. Ancak atmosfer, 5000 metrede bile deniz seviyesine
kıyasla %65 daha seyrektir. Atmosferin bu denli seyrek
olduğu bir yükseklikte uçan kuş, daha hızlı kanat çırpmak
zorundadır. Ama çok kanat çırpmak için de daha çok oksijen
yakması gerekir. Nitekim bu hayvanların ciğerleri, yükseklerdeki
seyrek oksijenden maksimum oranda faydalanabilecek şekilde
yaratılmıştır. Memeli hayvanlarınkinden farklı şekilde
çalışan akciğerler, kuşların seyrek havadan normalden
fazla enerji almalarını sağlar.
|
|

17. Engin Korur, "Gözlerin ve Kanatların Sırrı", Bilim
ve Teknik, Ekim 1984, Sayı 203, s. 25.
18. Douglas Palmer, "Learning to Fly" (Review of The Origin
of and Evolution of Birds by Alan Feduccia, Yale University Press,
1996), New Scientist, sayı 153, Mart 1997, s. 44. 
19. Norman Macbeth, Darwin Retried: An Appeal to Reason, Boston,
Gambit, 1971, s. 101.
20. Hakan Durmuş, "Bir Tüyün Gelişmesi", Bilim ve Teknik,
Kasım 1991, s. 34.
21. Hakan Durmuş, "Bir Tüyün Gelişmesi", Bilim ve Teknik,
s. 34-35
22. H. R. Duncker, "Development of The Avion Respiratory and
Circulation Systems", J. Piper, Respiratory Function in Birds:
Adult end Embriyonic, New York: Springer Verlag, 1978, s. 260-273.
23. Michael Denton, Evolution: A Theory in Crisis, London, Burnett
Books Limited, 1985, s. 210.
24. http//:www.members.trupath.com/brightway/migration%20of%20 birds.htm
25. Bilim ve Teknik / Görsel Bilim ve Teknik Ansiklopedisi, İstanbul:
Görsel Yayınlar, 1983-84, s.978.
26. Bilim ve Teknik / Görsel Bilim ve Teknik Ansiklopedisi, s.978.
27. Bilim ve Teknik / Görsel Bilim ve Teknik Ansiklopedisi, s.978.

Bu
site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.
www.harunyahya.org
|